{"data":{"category":{"id":"5a8f0a6240184f630dac55a7","name":"Yargı Kararları"},"createdBy":{"id":"5a8eff88bf1baa560a7fa00f","name":"Admin Admin"},"publishedBy":{"id":"5a8eff88bf1baa560a7fa00f","name":"Admin Admin"},"title":"Hukuka Aykırı Arama Sonucu Elde Edilen Delillerin Mahkumiyet Hükmüne Esas Alınması Adil Yargılanma Hakkının İhlalidir","listImage":{"n":"5a9d6fa9c03c0e1368ccf391.jpg","sn":"daa3ebd0-4c84-11e8-99cb-e79427cc5d35.jpg","s":40848,"d":"","t":""},"detailImage":null,"detail":"<p>Anayasa Mahkemesi 2014/4704 numaralı ve 01.02.2018 tarihli&nbsp;Bireysel Başvuru kararı ile hukuka aykırı arama neticesinde elde edilen delillerle kurulan mahkumiyet h&uuml;km&uuml;n&uuml;n adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine y&ouml;nelik &ccedil;ok &ouml;nemli bir karara imza atmıştır.</p>\r\n\r\n<p>Kararda &ouml;zetle; başvurucunun&nbsp;iki polis memurunun yanına yaklaşarak uyuşturucuya ihtiya&ccedil;ları olup olmadığını sorması, polis memurlarının başvurucu ile birlikte konuta gitmek suretiyle konutta bulunan uyuşturucu maddeye el konulduğu, uyuşturucu maddelerin muhafaza altına alındıktan yaklaşık on sekiz saat sonra durumun Cumhuriyet Savcısına bildirildiği, bunun &uuml;zerine olaydan on sekiz saat sonra tutanak tutulduğu ve tutanakta &#39;başvurucunun polis memurlarına yaklaşarak uyuşturucu satma teklifinde bulunduğu ve polislerin daha fazla uyuşturucuya ulaşmak d&uuml;ş&uuml;ncesiyle başlangı&ccedil;ta alıcı gibi hareket ettikleri, evden hassas terazi, &ccedil;ok sayıda uyuşturucu hap, değişik miktarlarda kokain ve eroin maddesi ele ge&ccedil;irildiği&#39;nin ifade edildiği belirtilmiştir. Kararda devamla,&nbsp;polis memurları hakkında yakaladıkları uyuşturucu maddelerle ilgili yasal işlem yapmama karşılığında başvurucu ile anlaş&ouml;a yaptığı gerek&ccedil;esiyle r&uuml;şvet ve irtikap su&ccedil;larından ve konut dokunulmazlığını ihlal ve kişiyi h&uuml;rriyetinden yoksun kılma su&ccedil;larından mahkumiyet h&uuml;km&uuml; kurulduğundan bahsedilmektedir.</p>\r\n\r\n<p>Bireysel başvuru kararında, başvurucunun ele ge&ccedil;irilen bu deliller neticesinde hakkında uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapmak su&ccedil;undan dava a&ccedil;ıldığı ve bu kararın da kesinleştiği belirtilmekle; hukuka aykırı deliller sonucu kurulan mahkumiyet h&uuml;km&uuml;n&uuml;n Anayasa&#39;nın 36. maddesinde g&uuml;vence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.</p>\r\n\r\n<p>Esas Dair İnceleme Hususunda; AYM&#39;nin emsal teşkil etmesi gereken değerlendirmelerine yer vermek gerekmektedir.</p>\r\n\r\n<p>AYM, esasa dair yaptığı incelemede, konutta yapılan aramanın 5271 sayılı kanuna aykırılık teşkil ettiğini, kolluk g&ouml;revlilerinin konutta arama yapmaları i&ccedil;in hakim kararı veya Cumhuriyet savcısının yazılı emri bulunmadığını, aramanın on sekiz saat sonra n&ouml;bet&ccedil;i Cumhuriyet savcısına bildirildiğini ifade etmektedir.</p>\r\n\r\n<p>Buna g&ouml;re, derece mahkemesinin mahkumiyet h&uuml;km&uuml;n&uuml;n, belirleyici olarak hukuka aykırı arama sonucu elde edilen delillere dayandırıldığı muhakkaktır.<em><strong> AYM,&nbsp;mahkumiyet h&uuml;km&uuml;n&uuml;n esaslı ve belirleyici delilinin aramada ele ge&ccedil;irilen hassas terazi ve uyuşturucu maddeler olduğu, r&uuml;şvet ve irtikap su&ccedil;undan mahkumiyet alan polis memurlarının ve başvurucunun uyuşturucu madde kullandığına dair beyanının &#39;uyuşturucu madde ticareti&#39; su&ccedil;unun s&uuml;butuna dair yeterli olmadığını değerlendirmiştir.</strong></em></p>\r\n\r\n<p>Anayasa Mahkemesi, sonu&ccedil; olarak oy &ccedil;okluğuyla <em>&#39;belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme yetkisi kural olarak yargılamayı yapan mahkemeye ait olmakla birlikte somut olayda, hukuka aykırı şekilde ger&ccedil;ekleştirilen arama sonucu elde edilen delillerin belirleyici delil olarak kullanılmasının bir b&uuml;t&uuml;n olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelediği, aramanın icrasındaki &quot;kanuna aykırılığın&quot; yargılamanın b&uuml;t&uuml;n&uuml; y&ouml;n&uuml;nden adil yargılanma hakkını ihlal eder nitelikte olduğu kanaatine&#39;</em> varmakla başvurucunun Anayasa&#39;nın 36. maddesi ile g&uuml;vence altına alınan adil yargılama hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine h&uuml;kmetmiştir.</p>\r\n\r\n<p>Anılan Bireysel Başvuru kararına aşağıdaki linkten ulaşılabilir:&nbsp;<br />\r\n&nbsp;</p>\r\n\r\n<p><a href=\"https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2014/4704\" target=\"AYMKARARI\">https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2014/4704</a></p>\r\n","author":"Av. Nurgül Öztürk","createdAt":1525099412485,"isDeleted":false,"urlName":"hukuka-aykiri-arama-sonucu-elde-edilen-delillerin-mahkumiyet-hukmune-esas-alinmasi-adil-yargilanma-hakkinin-ihlalidir","publishedAt":1525099414936,"id":"5ae72b948c29a8f370a0ac4d"},"share":{"facebook":{"url":"http://www.bekenhukuk.com/yazi/hukuka-aykiri-arama-sonucu-elde-edilen-delillerin-mahkumiyet-hukmune-esas-alinmasi-adil-yargilanma-hakkinin-ihlalidir?view=1","title":"Hukuka Aykırı Arama Sonucu Elde Edilen Delillerin Mahkumiyet Hükmüne Esas Alınması Adil Yargılanma Hakkının İhlalidir","description":"Anayasa Mahkemesi 2014/4704 numaralı ve 01.02.2018 tarihli&nbsp;Bireysel Başvuru kararı ile hukuka aykırı arama neticesinde elde edilen delillerle kurulan mahkumiyet h&uuml;km&uuml;n&uuml;n adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine y&ouml;nelik &ccedil;ok &ouml;nemli bir karara imza atmıştır.\r\n\r\nKararda &ouml;zetle; başvurucunun&nbsp;iki polis memurunun yanına yaklaşarak uyuşturucuya ihtiya&ccedil;ları olup olmadığını sorması, polis memurlarının başvurucu ile birlikte konuta gitmek suretiyle konutta bulunan uyuşturucu maddeye el konulduğu, uyuşturucu maddelerin muhafaza altına alındıktan yaklaşık on sekiz saat sonra durumun Cumhuriyet Savcısına bildirildiği, bunun &uuml;zerine olaydan on sekiz saat sonra tutanak tutulduğu ve tutanakta &#39;başvurucunun polis memurlarına yaklaşarak uyuşturucu satma teklifinde bulunduğu ve polislerin daha fazla uyuşturucuya ulaşmak d&uuml;ş&uuml;ncesiyle başlangı&ccedil;ta alıcı gibi hareket ettikleri, evden hassas terazi, &ccedil;ok sayıda uyuşturucu hap, değişik miktarlarda kokain ve eroin maddesi ele ge&ccedil;irildiği&#39;nin ifade edildiği belirtilmiştir. Kararda devamla,&nbsp;polis memurları hakkında yakaladıkları uyuşturucu maddelerle ilgili yasal işlem yapmama karşılığında başvurucu ile anlaş&ouml;a yaptığı gerek&ccedil;esiyle r&uuml;şvet ve irtikap su&ccedil;larından ve konut dokunulmazlığını ihlal ve kişiyi h&uuml;rriyetinden yoksun kılma su&ccedil;larından mahkumiyet h&uuml;km&uuml; kurulduğundan bahsedilmektedir.\r\n\r\nBireysel başvuru kararında, başvurucunun ele ge&ccedil;irilen bu deliller neticesinde hakkında uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapmak su&ccedil;undan dava a&ccedil;ıldığı ve bu kararın da kesinleştiği belirtilmekle; hukuka aykırı deliller sonucu kurulan mahkumiyet h&uuml;km&uuml;n&uuml;n Anayasa&#39;nın 36. maddesinde g&uuml;vence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.\r\n\r\nEsas Dair İnceleme Hususunda; AYM&#39;nin emsal teşkil etmesi gereken değerlendirmelerine yer vermek gerekmektedir.\r\n\r\nAYM, esasa dair yaptığı incelemede, konutta yapılan aramanın 5271 sayılı kanuna aykırılık teşkil ettiğini, kolluk g&ouml;revlilerinin konutta arama yapmaları i&ccedil;in hakim kararı veya Cumhuriyet savcısının yazılı emri bulunmadığını, aramanın on sekiz saat sonra n&ouml;bet&ccedil;i Cumhuriyet savcısına bildirildiğini ifade etmektedir.\r\n\r\nBuna g&ouml;re, derece mahkemesinin mahkumiyet h&uuml;km&uuml;n&uuml;n, belirleyici olarak hukuka aykırı arama sonucu elde edilen delillere dayandırıldığı muhakkaktır. AYM,&nbsp;mahkumiyet h&uuml;km&uuml;n&uuml;n esaslı ve belirleyici delilinin aramada ele ge&ccedil;irilen hassas terazi ve uyuşturucu maddeler olduğu, r&uuml;şvet ve irtikap su&ccedil;undan mahkumiyet alan polis memurlarının ve başvurucunun uyuşturucu madde kullandığına dair beyanının &#39;uyuşturucu madde ticareti&#39; su&ccedil;unun s&uuml;butuna dair yeterli olmadığını değerlendirmiştir.\r\n\r\nAnayasa Mahkemesi, sonu&ccedil; olarak oy &ccedil;okluğuyla &#39;belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme yetkisi kural olarak yargılamayı yapan mahkemeye ait olmakla birlikte somut olayda, hukuka aykırı şekilde ger&ccedil;ekleştirilen arama sonucu elde edilen delillerin belirleyici delil olarak kullanılmasının bir b&uuml;t&uuml;n olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelediği, aramanın icrasındaki &quot;kanuna aykırılığın&quot; yargılamanın b&uuml;t&uuml;n&uuml; y&ouml;n&uuml;nden adil yargılanma hakkını ihlal eder nitelikte olduğu kanaatine&#39; varmakla başvurucunun Anayasa&#39;nın 36. maddesi ile g&uuml;vence altına alınan adil yargılama hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine h&uuml;kmetmiştir.\r\n\r\nAnılan Bireysel Başvuru kararına aşağıdaki linkten ulaşılabilir:&nbsp;\r\n&nbsp;\r\n\r\nhttps://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2014/4704\r\n","image":"http://www.bekenhukuk.com/file/daa3ebd0-4c84-11e8-99cb-e79427cc5d35.jpg"},"twitter":{"text":"Hukuka Aykırı Arama Sonucu Elde Edilen Delillerin Mahkumiyet Hükmüne Esas Alınması Adil Yargılanma Hakkının İhlalidir","url":"http://www.bekenhukuk.com/yazi/hukuka-aykiri-arama-sonucu-elde-edilen-delillerin-mahkumiyet-hukmune-esas-alinmasi-adil-yargilanma-hakkinin-ihlalidir"}},"last10":{"list":[{"category":"5a8f0a6240184f630dac55a7","createdBy":"5a8eff88bf1baa560a7fa00f","publishedBy":"5a8eff88bf1baa560a7fa00f","title":"Hukuka Aykırı Arama Sonucu Elde Edilen Delillerin Mahkumiyet Hükmüne Esas Alınması Adil Yargılanma Hakkının İhlalidir","listImage":{"n":"5a9d6fa9c03c0e1368ccf391.jpg","sn":"daa3ebd0-4c84-11e8-99cb-e79427cc5d35.jpg","s":40848,"d":"","t":""},"detailImage":null,"detail":"<p>Anayasa Mahkemesi 2014/4704 numaralı ve 01.02.2018 tarihli&nbsp;Bireysel Başvuru kararı ile hukuka aykırı arama neticesinde elde edilen delillerle kurulan mahkumiyet h&uuml;km&uuml;n&uuml;n adil yargılanma hakkını ihlal ettiğine y&ouml;nelik &ccedil;ok &ouml;nemli bir karara imza atmıştır.</p>\r\n\r\n<p>Kararda &ouml;zetle; başvurucunun&nbsp;iki polis memurunun yanına yaklaşarak uyuşturucuya ihtiya&ccedil;ları olup olmadığını sorması, polis memurlarının başvurucu ile birlikte konuta gitmek suretiyle konutta bulunan uyuşturucu maddeye el konulduğu, uyuşturucu maddelerin muhafaza altına alındıktan yaklaşık on sekiz saat sonra durumun Cumhuriyet Savcısına bildirildiği, bunun &uuml;zerine olaydan on sekiz saat sonra tutanak tutulduğu ve tutanakta &#39;başvurucunun polis memurlarına yaklaşarak uyuşturucu satma teklifinde bulunduğu ve polislerin daha fazla uyuşturucuya ulaşmak d&uuml;ş&uuml;ncesiyle başlangı&ccedil;ta alıcı gibi hareket ettikleri, evden hassas terazi, &ccedil;ok sayıda uyuşturucu hap, değişik miktarlarda kokain ve eroin maddesi ele ge&ccedil;irildiği&#39;nin ifade edildiği belirtilmiştir. Kararda devamla,&nbsp;polis memurları hakkında yakaladıkları uyuşturucu maddelerle ilgili yasal işlem yapmama karşılığında başvurucu ile anlaş&ouml;a yaptığı gerek&ccedil;esiyle r&uuml;şvet ve irtikap su&ccedil;larından ve konut dokunulmazlığını ihlal ve kişiyi h&uuml;rriyetinden yoksun kılma su&ccedil;larından mahkumiyet h&uuml;km&uuml; kurulduğundan bahsedilmektedir.</p>\r\n\r\n<p>Bireysel başvuru kararında, başvurucunun ele ge&ccedil;irilen bu deliller neticesinde hakkında uyuşturucu ve uyarıcı madde ticareti yapmak su&ccedil;undan dava a&ccedil;ıldığı ve bu kararın da kesinleştiği belirtilmekle; hukuka aykırı deliller sonucu kurulan mahkumiyet h&uuml;km&uuml;n&uuml;n Anayasa&#39;nın 36. maddesinde g&uuml;vence altına alınan adil yargılanma hakkının ihlal edildiğine karar verilmiştir.</p>\r\n\r\n<p>Esas Dair İnceleme Hususunda; AYM&#39;nin emsal teşkil etmesi gereken değerlendirmelerine yer vermek gerekmektedir.</p>\r\n\r\n<p>AYM, esasa dair yaptığı incelemede, konutta yapılan aramanın 5271 sayılı kanuna aykırılık teşkil ettiğini, kolluk g&ouml;revlilerinin konutta arama yapmaları i&ccedil;in hakim kararı veya Cumhuriyet savcısının yazılı emri bulunmadığını, aramanın on sekiz saat sonra n&ouml;bet&ccedil;i Cumhuriyet savcısına bildirildiğini ifade etmektedir.</p>\r\n\r\n<p>Buna g&ouml;re, derece mahkemesinin mahkumiyet h&uuml;km&uuml;n&uuml;n, belirleyici olarak hukuka aykırı arama sonucu elde edilen delillere dayandırıldığı muhakkaktır.<em><strong> AYM,&nbsp;mahkumiyet h&uuml;km&uuml;n&uuml;n esaslı ve belirleyici delilinin aramada ele ge&ccedil;irilen hassas terazi ve uyuşturucu maddeler olduğu, r&uuml;şvet ve irtikap su&ccedil;undan mahkumiyet alan polis memurlarının ve başvurucunun uyuşturucu madde kullandığına dair beyanının &#39;uyuşturucu madde ticareti&#39; su&ccedil;unun s&uuml;butuna dair yeterli olmadığını değerlendirmiştir.</strong></em></p>\r\n\r\n<p>Anayasa Mahkemesi, sonu&ccedil; olarak oy &ccedil;okluğuyla <em>&#39;belirli bir davaya ilişkin olarak delilleri değerlendirme yetkisi kural olarak yargılamayı yapan mahkemeye ait olmakla birlikte somut olayda, hukuka aykırı şekilde ger&ccedil;ekleştirilen arama sonucu elde edilen delillerin belirleyici delil olarak kullanılmasının bir b&uuml;t&uuml;n olarak yargılamanın hakkaniyetini zedelediği, aramanın icrasındaki &quot;kanuna aykırılığın&quot; yargılamanın b&uuml;t&uuml;n&uuml; y&ouml;n&uuml;nden adil yargılanma hakkını ihlal eder nitelikte olduğu kanaatine&#39;</em> varmakla başvurucunun Anayasa&#39;nın 36. maddesi ile g&uuml;vence altına alınan adil yargılama hakkı kapsamındaki hakkaniyete uygun yargılanma hakkının ihlal edildiğine h&uuml;kmetmiştir.</p>\r\n\r\n<p>Anılan Bireysel Başvuru kararına aşağıdaki linkten ulaşılabilir:&nbsp;<br />\r\n&nbsp;</p>\r\n\r\n<p><a href=\"https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2014/4704\" target=\"AYMKARARI\">https://kararlarbilgibankasi.anayasa.gov.tr/BB/2014/4704</a></p>\r\n","author":"Av. Nurgül Öztürk","createdAt":1525099412485,"isDeleted":false,"urlName":"hukuka-aykiri-arama-sonucu-elde-edilen-delillerin-mahkumiyet-hukmune-esas-alinmasi-adil-yargilanma-hakkinin-ihlalidir","publishedAt":1525099414936,"id":"5ae72b948c29a8f370a0ac4d"},{"category":"5a8f0a5b40184f630dac55a6","createdBy":"5a8eff88bf1baa560a7fa00f","publishedBy":"5a8eff88bf1baa560a7fa00f","title":"Güncel Değişiklikler Işığında Adi Konkordato-2","listImage":{"n":"O1XGL_1516781948_6216.jpg","sn":"73f38b00-4c77-11e8-99cb-e79427cc5d35.jpg","s":44990,"d":"","t":""},"detailImage":null,"detail":"<h3 style=\"text-align: justify;\"><strong><em><u>Konkordato komiseri ve alacaklılar kurulu ile bunların g&ouml;revleri:</u></em></strong></h3>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Dosyayı teslim alan komiser kesin m&uuml;hlet i&ccedil;inde, konkordatonun tasdikine y&ouml;nelik işlemleri tamamlayarak dosyayı raporuyla birlikte mahkemeye iade eder. Konkordato komiserinin; konkordato projesinin tamamlanmasına katkıda bulunma, &nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp; bor&ccedil;lunun faaliyetlerine nezaret etme, kanun ile kendisine verilen g&ouml;revleri yapma, mahkemenin istediği konularda ve uygun g&ouml;receği s&uuml;relerde ara raporlar sunma, alacaklılar kurulunu konkordatonun seyri hakkında d&uuml;zenli aralıklarla bilgilendirme, talepte bulunan diğer alacaklılara konkordatonun seyri ve bor&ccedil;lunun g&uuml;ncel mal&icirc; durumu hakkında bilgi verme, mahkeme tarafından verilen diğer g&ouml;revleri yerine getirme g&ouml;revleri vardır. Komiserin konkordatoya ilişkin işlemleri ile ilgili şikayetler, asliye ticaret mahkemesi tarafından kesin olarak karara bağlanır. Alacaklılar kurulu, komiserin faaliyetlerine nezaret eder; komisere tavsiyelerde bulunabilir ve kanunun &ouml;ng&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; h&acirc;llerde mahkemeye g&ouml;r&uuml;ş bildirir. Alacaklılar kurulu komiserin faaliyetlerini yeterli bulmazsa, mahkemeden komiserin değiştirilmesini gerek&ccedil;eli bir raporla isteyebilir. Mahkeme bu talep hakkında bor&ccedil;luyu ve komiseri dinledikten sonra kesin olarak karar verir.</p>\r\n\r\n<h3 style=\"text-align: justify;\"><strong><em><u>Bor&ccedil;unun mali durumunun d&uuml;zelmesi nedeniyle kesin m&uuml;hletin kaldırıması:</u></em></strong></h3>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Konkordato talebi ile ama&ccedil;lanan iyileşmenin, kesin m&uuml;hletin sona ermesinden &ouml;nce ger&ccedil;ekleştiğinin komiserin yazılı raporuyla mahkemeye bildirilmesi &uuml;zerine mahkemece resen, kesin m&uuml;hletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine karar verilir. Bu karar,&nbsp; il&acirc;n edilir ve ilgili yerlere bildirilir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Mahkeme, bu madde kapsamında kesin m&uuml;hletin kaldırılmasına karar vermeden &ouml;nce bor&ccedil;lu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli g&ouml;r&uuml;rse davet eder.</p>\r\n\r\n<h3 style=\"text-align: justify;\"><strong><em><u>Kesin m&uuml;hlet i&ccedil;inde konkordato talebinin reddi ve iflasın a&ccedil;ılması:</u></em></strong></h3>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">İfl&acirc;sa tabi bor&ccedil;lu bakımından, kesin m&uuml;hletin verilmesinden bir takım durumların ger&ccedil;ekleşmesi h&acirc;linde komiserin yazılı raporu &uuml;zerine mahkeme kesin m&uuml;hleti kaldırarak konkordato talebinin reddine ve bor&ccedil;lunun ifl&acirc;sına resen karar verir. Bor&ccedil;lunun malvarlığının korunması i&ccedil;in ifl&acirc;sın a&ccedil;ılması gerekiyorsa, konkordatonun başarıya ulaşamayacağı anlaşılıyorsa, bor&ccedil;lu, 297 nci maddeye aykırı davranır veya komiserin talimatlarına uymazsa, borca batık olduğu anlaşılan bir sermaye şirketi veya kooperatif, konkordato talebinden feragat ederse; mahkeme kesin m&uuml;hlet kararını kaldırarak konkordato talebinin reddine ve bor&ccedil;lunun iflasına re&rsquo;sen karar verir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Mahkeme, re&rsquo;sen&nbsp; karar vermeden &ouml;nce bor&ccedil;lu ve varsa konkordato talep eden alacaklı ve alacaklılar kurulunu duruşmaya davet eder; diğer alacaklıları ise gerekli g&ouml;r&uuml;rse davet eder.</p>\r\n\r\n<h3 style=\"text-align: justify;\"><strong><em><u>Alacaklılar Toplantısı Ve Kararı:</u></em></strong></h3>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Alacaklılar, komiser tarafından yapılacak il&acirc;nla, il&acirc;n tarihinden itibaren onbeş g&uuml;n i&ccedil;inde alacaklarını bildirmeye davet olunur. Ayrıca, il&acirc;nın birer sureti adresi belli olan alacaklılara posta ile g&ouml;nderilir. İl&acirc;nda, alacaklarını bildirmeyen alacaklıların bilan&ccedil;oda kayıtlı olmadık&ccedil;a konkordato projesinin m&uuml;zakerelerine kabul edilmeyecekleri ihtarı da yazılır.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Komiser, bor&ccedil;luyu iddia olunan alacaklar hakkında a&ccedil;ıklamada bulunmaya davet eder. Komiser, alacakların varit olup olmadığı hakkında bor&ccedil;lunun defterleri ve belgeleri &uuml;zerinde gerekli incelemelerde bulunarak bunların neticesini vereceği raporda belirtir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Konkordato projesinin hazırlanması, alacakların bildirilmesi ve tahkiki tamamlandıktan sonra komiser, yapacağı yeni bir il&acirc;nla alacaklıları, konkordato projesini m&uuml;zakere etmek &uuml;zere toplanmaya davet eder. Toplantı g&uuml;n&uuml; il&acirc;ndan en az on beş g&uuml;n sonra olmak zorundadır. İlanda alacaklıların, toplantıdan &ouml;nceki yedi g&uuml;n i&ccedil;inde belgeleri inceleyebilecekleri de bildirilir. Ayrıca, il&acirc;nın birer sureti adresi belli olan alacaklılara posta ile g&ouml;nderilir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Komiser alacaklılar toplantısına başkanlık eder ve bor&ccedil;lunun durumu hakkında bir rapor verir. Bor&ccedil;lu gerekli a&ccedil;ıklamaları yapmak &uuml;zere toplantıda hazır bulunmaya mecburdur.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Konkordato projesi;</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><em>1-) Kaydedilmiş olan alacaklıların ve alacakların yarısını veya</em></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><em>2-) Kaydedilmiş olan alacaklıların d&ouml;rtte birini ve alacakların &uuml;&ccedil;te ikisini,</em></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><em>aşan bir &ccedil;oğunluk tarafından imza edilmiş ise kabul edilmiş sayılır. </em></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Oylamada sadece konkordato projesinden etkilenen alacaklılar oy kullanabilir. Alacakları rehinli olan imtiyazlı alacakların alacaklıları ve bor&ccedil;lunun eşi ve &ccedil;ocuğu ile kendisinin ve evlilik bağı ortadan kalkmış olsa dahi eşinin anası, babası ve kardeşi alacak ve alacaklı &ccedil;oğunluğunun hesabında dikkate alınmaz. Rehinle temin edilmiş olan alacaklar, 298 inci madde uyarınca takdir edilen kıymet sonucunda teminatsız kaldıkları kısım i&ccedil;in hesaba katılırlar. &Ccedil;ekişmeli veya geciktirici koşula bağlı yahut belirli olmayan bir vadeye tabi alacakların hesaba katılıp katılmamasına ve ne oranda katılacağına mahkeme karar verir. Şu kadar ki bu iddialar hakkında ileride mahkemece verilecek h&uuml;k&uuml;mler saklıdır. Konkordato projesinin m&uuml;zakereleri sonucunda oluşturulan konkordato tutanağı, kabul ve ret oylarını i&ccedil;erecek şekilde derh&acirc;l imza olunur. Toplantının bitimini takip eden yedi g&uuml;n i&ccedil;inde ger&ccedil;ekleşen iltihaklar da kabul olunur. Komiser, iltihak s&uuml;resinin bitmesinden itibaren en ge&ccedil; yedi g&uuml;n i&ccedil;inde konkordatoya ilişkin b&uuml;t&uuml;n belgeleri, konkordato projesinin kabul edilip edilmediğine ve tasdikinin uygun olup olmadığına dair gerek&ccedil;eli raporunu mahkemeye tevdi eder.</p>\r\n\r\n<h3 style=\"text-align: justify;\"><strong><em><u>Konkordatonun Ticaret Mahkemesinde İncelenmesi ve Tasdiki:</u></em></strong></h3>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Komiserin gerek&ccedil;eli raporunu ve dosyayı tevdi alan mahkeme, konkordato hakkında karar vermek &uuml;zere yargılamaya başlar. Mahkeme, komiseri dinledikten sonra kısa bir zamanda ve her h&acirc;lde kesin m&uuml;hlet i&ccedil;inde kararını vermek zorundadır. Karar vermek i&ccedil;in tayin olunan duruşma g&uuml;n&uuml;, il&acirc;n edilir. İtiraz edenlerin, itiraz sebeplerini duruşma g&uuml;n&uuml;nden en az &uuml;&ccedil; g&uuml;n &ouml;nce yazılı olarak bildirmek kaydıyla duruşmada hazır bulunabilecekleri de il&acirc;na yazılır. Konkordato hakkında yapılan yargılamada kesin m&uuml;hlet i&ccedil;inde bir karar verilemeyeceği anlaşılırsa; mahkeme, gerekli g&ouml;r&uuml;rse komiserden gerek&ccedil;eli bir rapor da alarak, karar verilinceye kadar m&uuml;hlet h&uuml;k&uuml;mlerinin devamına karar verebilir. Bu s&uuml;re altı aydan fazla olamaz.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Yapılan alacaklılar toplantısında ve iltihak s&uuml;resi i&ccedil;inde verilen oylarla kabul edilen, konkordato projesinin tasdiki aşağıdaki şartların ger&ccedil;ekleşmesine bağlıdır:</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><em>1-) Adi konkordatoda teklif edilen tutarın, bor&ccedil;lunun ifl&acirc;sı h&acirc;linde alacaklıların eline ge&ccedil;ebilecek muhtemel miktardan fazla olacağının anlaşılması; malvarlığının terki suretiyle konkordatoda paraya &ccedil;evirme h&acirc;linde elde edilen hasılat veya &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişi tarafından teklif edilen tutarın ifl&acirc;s yoluyla tasfiye h&acirc;linde elde edilebilecek bedelden fazla olacağının anlaşılması.</em></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><em>2-) Teklif edilen tutarın bor&ccedil;lunun kaynakları ile orantılı olması (bu kapsamda mahkeme, bor&ccedil;lunun beklenen haklarının dikkate alınıp alınmayacağını ve alınacaksa ne oranda dikkate alınacağını da takdir eder).</em></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><em>3-) Konkordato projesinin 302 nci maddede &ouml;ng&ouml;r&uuml;len &ccedil;oğunlukla kabul edilmiş bulunması.</em></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><em>4-) Alacaklıları rehinli olan imtiyazlı alacaklıların alacaklarının tam olarak &ouml;denmesinin ve m&uuml;hlet i&ccedil;inde komiserin izniyle akdedilmiş bor&ccedil;ların ifasının, alacaklı bundan a&ccedil;ık&ccedil;a vazge&ccedil;medik&ccedil;e yeterli teminata bağlanmış olması. </em></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><em>5-) Konkordatonun tasdikinin gerektirdiği yargılama giderleri ile konkordatonun tasdiki durumunda alacaklılara &ouml;denmesi kararlaştırılan para &uuml;zerinden alınması gereken harcın, tasdik kararından &ouml;nce, bor&ccedil;lu tarafından mahkeme veznesine depo edilmiş olması.</em></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Mahkeme konkordato projesini yetersiz bulursa kendiliğinden veya talep &uuml;zerine gerekli g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; d&uuml;zeltmenin yapılmasını isteyebilir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Konkordatonun tasdiki kararında alacaklıların hangi &ouml;l&ccedil;&uuml;de alacaklarından vazge&ccedil;tiği ve bor&ccedil;lunun bor&ccedil;larını hangi takvim &ccedil;er&ccedil;evesinde &ouml;deyeceği belirtilir. Kararda, tasdik edilen konkordatonun yerine getirilmesini sağlamak i&ccedil;in gerekli g&ouml;zetim, y&ouml;netim ve tasfiye tedbirlerini almakla g&ouml;revli bir kayyım tayin edilebilir. Bu takdirde kayyım, bor&ccedil;lunun işletmesinin durumu ve proje uyarınca bor&ccedil;larını &ouml;deme kabiliyetini muhafaza edip etmediği konusunda iki ayda bir tasdik kararını veren mahkemeye rapor verir; alacaklılar bu raporu inceleyebilirler. Tasdik kararı mahkemece il&acirc;n olunur.</p>\r\n\r\n<h3 style=\"text-align: justify;\"><strong><em><u>Konkordatonun tasdik edilmemesi ve bor&ccedil;lunun iflası:</u></em></strong></h3>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Konkordato tasdik edilmezse mahkeme konkordato talebinin reddine karar verir ve bu karar il&acirc;n edilerek ilgili yerlere bildirilir. Bor&ccedil;lunun ifl&acirc;sa tabi şahıslardan olması ve doğrudan doğruya ifl&acirc;s sebeplerinden birinin mevcut olması h&acirc;linde mahkeme, bor&ccedil;lunun ifl&acirc;sına resen karar verir.</p>\r\n\r\n<h3 style=\"text-align: justify;\"><strong><em><u>Kanun Yolları:</u></em></strong></h3>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Konkordato hakkında verilen karara karşı bor&ccedil;lu veya konkordato talep eden alacaklı, kararın tebliğinden; itiraz eden diğer alacaklılar ise tasdik kararının il&acirc;nından itibaren on g&uuml;n i&ccedil;inde istinaf yoluna başvurabilir. B&ouml;lge adliye mahkemesi kararına karşı on g&uuml;n i&ccedil;inde temyiz yoluna başvurulabilir. Ayrıca; alacakları itiraza uğramış olan alacaklılar, tasdik kararının il&acirc;nı tarihinden itibaren bir ay i&ccedil;inde dava a&ccedil;abilirler.</p>\r\n\r\n<h3 style=\"text-align: justify;\"><strong><em><u>Konkordatonun H&uuml;k&uuml;mleri:</u></em></strong></h3>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Konkordato, tasdik kararıyla bağlayıcı h&acirc;le gelir. Tasdik edilen konkordato projesinde konkordatonun, tasdik kararının kesinleşmesiyle bağlayıcı h&acirc;le geleceği de kararlaştırılabilir; bu takdirde m&uuml;hletin etkileri, kanunda &ouml;ng&ouml;r&uuml;len istisnalar saklı kalmak kaydıyla konkordatonun bağlayıcı h&acirc;le geldiği tarihe kadar devam eder. Bağlayıcı h&acirc;le gelen konkordato, konkordato talebinden &ouml;nce veya komiserin izni olmaksızın m&uuml;hlet i&ccedil;inde doğan b&uuml;t&uuml;n alacaklar i&ccedil;in mecburidir. Rehinli olan imtiyazlı alacaklar, rehinli alacaklıların rehnin kıymetini karşılayan miktardaki alacakları ve amme alacakları hakkında yukarıdaki&nbsp; h&uuml;k&uuml;m uygulanmaz.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Konkordatonun taraflar i&ccedil;in bağlayıcı h&acirc;le gelmesi, ge&ccedil;ici m&uuml;hlet kararından &ouml;nce başlatılmış takiplerde konulan ve hen&uuml;z paraya &ccedil;evrilmemiş olan hacizleri h&uuml;k&uuml;mden d&uuml;ş&uuml;r&uuml;r.</p>\r\n\r\n<h3 style=\"text-align: justify;\"><strong><em><u>Konkordatonun Feshi:</u></em></strong></h3>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><strong><em><u>a-)Kısmen Feshi:</u></em></strong></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Kendisine karşı konkordato projesi uyarınca ifada bulunulmayan her alacaklı konkordato uyarınca kazanmış olduğu yeni hakları muhafaza etmekle birlikte konkordatoyu tasdik eden mahkemeye başvurarak kendisi hakkında konkordatoyu feshettirebilir. Fesih talebi &uuml;zerine verilecek h&uuml;km&uuml;n tebliğinden itibaren on g&uuml;n i&ccedil;inde istinaf yoluna başvurulabilir. B&ouml;lge adliye mahkemesi kararına karşı tebliğ tarihinden itibaren on g&uuml;n i&ccedil;inde temyiz yoluna başvurulabilir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><strong><em><u>b-)Tamamen Feshi:</u></em></strong></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Her alacaklı, k&ouml;t&uuml; niyetle sakatlanmış konkordatonun feshini tasdik kararını vermiş olan mahkemeden isteyebilir. Konkordatonun tamamen feshi kararı kesinleştiğinde durum il&acirc;n edilir ve ilgili yerlere bildirilir.</p>\r\n","author":"Stj. Av. Merve Şiyhan","createdAt":1525093656886,"isDeleted":false,"urlName":"guncel-degisiklikler-isiginda-adi-konkordato-2","publishedAt":1525093660295,"id":"5ae715188c29a8f370a0ac4c"},{"category":"5a8f0a5b40184f630dac55a6","createdBy":"5a8eff88bf1baa560a7fa00f","publishedBy":"5a8eff88bf1baa560a7fa00f","title":"Güncel Değişiklikler Işığında Adi Konkordato-1","listImage":{"n":"O1XGL_1516781948_6216.jpg","sn":"27b2d250-4c77-11e8-99cb-e79427cc5d35.jpg","s":44990,"d":"","t":""},"detailImage":null,"detail":"<p style=\"text-align: justify;\"><strong><em>ADİ KONKORDATO</em></strong></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Konkordato, hukuki terim itibariyle d&uuml;r&uuml;st bor&ccedil;lunun &ouml;nerip de en az &uuml;&ccedil;te iki alacaklısının kabul&uuml; ve ticaret mahkemesinin onaması ile ortaya &ccedil;ıkan bir anlaşmayla, alacaklıların bir kısım alacaklarından vazge&ccedil;mesi ve bor&ccedil;lunun da bu anlaşmaya g&ouml;re kabul edilen borcun belli y&uuml;zdesini, tamamını ya da daha fazlasını, kabul edilen vadede &ouml;deyerek borcundan kurtulması anlamına gelmektedir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Konkordatonun &uuml;&ccedil; şekilde yapılması m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r: iflas i&ccedil;i konkordato, malvarlığının terki suretiyle konkordato ve adi konkordato.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">İşbu yazı, değişen son kanuni d&uuml;zenlemeler ışığında adi konkordatoyu incelemektedir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Adi konkordato, iflasa tabi olan bir bor&ccedil;lunun iflasına karar verilmeden &ouml;nce başvurabileceği konkordato t&uuml;r&uuml;d&uuml;r.</p>\r\n\r\n<h3 style=\"text-align: justify;\"><strong><em><u>Konkordato teklifi:</u></em></strong></h3>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Bor&ccedil;larının vadesi geldiği halde &ouml;deyemeyen veya vadesinde &ouml;deyememe tehlikesi altında bulunan herhangi bir bor&ccedil;lu vade verilmek veya tenzilat yapılmak suretiyle bor&ccedil;larını &ouml;deyebilmek veya muhtemel bir iflastan kurtulmak i&ccedil;in konkordato talep edebilir. İflas talebinde bulunabilecek her alacaklı, gerek&ccedil;eli bir dilek&ccedil;eyle, bor&ccedil;lu hakkında konkordato işlemlerinin başlatılmasını isteyebilir. Yetkili ve g&ouml;revli mahkeme; iflasa tabi olan bor&ccedil;lu i&ccedil;in İİK. 154. Maddenin birinci veya ikinci fıkralarında yazılı yerdeki, iflasa tabi olmayan bor&ccedil;lu i&ccedil;in yerleşim yerindeki Asliye Ticaret Mahkemesi&rsquo;dir. &Ouml;nceki kanun d&uuml;zenlemesine g&ouml;re icra hukuk mahkemesi g&ouml;revli iken 28.02.2018 tarihli 7101 sayılı kanunla yapılan değişiklik neticesinde konkordoto teklifinde g&ouml;revli mahkeme asliye ticaret mahkemesi olmuştur. Bor&ccedil;lu, konkordato talebine İİK 286. Madde 1/a bendindeki bilgileri i&ccedil;eren konkordato &ouml;n projesi&nbsp; 1/b bendinde yer alan bor&ccedil;lunun mali durumunu g&ouml;sterir belgeler,&nbsp; 1/c bendinde yer alan imtiyaz durumlarını g&ouml;steren liste 1/d bendine g&ouml;re konkordato ile iflas durumunun karşılaştırmasını g&ouml;steren tablo 1/d bendine g&ouml;re SPK veya ilgili diğer kurumlarca hazırlanan raporları eklemelidir. Bu madde uyarınca sunulan mal&icirc; tabloların tarihi, başvuru tarihinden en fazla kırk beş g&uuml;n &ouml;nce olabilir. Bor&ccedil;lu, konkordato s&uuml;recinde mahkeme veya komiser tarafından istenebilecek diğer belge ve kayıtları da ibraz etmek zorundadır.</p>\r\n\r\n<h3 style=\"text-align: justify;\"><strong><em><u>Konkordato M&uuml;hleti:</u></em></strong></h3>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><strong><em><u>a-)Ge&ccedil;ici M&uuml;hlet:</u></em></strong></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Konkordato m&uuml;hleti, işlerinde doğrulukla hareket eden, &ouml;zenli davranan, ancak buna rağmen mali durumu bozulan bir bor&ccedil;luya, hen&uuml;z konkordato tasdik edilmeden, konkordatonun h&uuml;k&uuml;mlerinden yararlanabilme imkanı sağlar. Konkordato talebi &uuml;zerine mahkeme İİK. 286. Maddede belirtilen belgelerin eksiksiz olarak mevcut olduğunu tespit ettiğinde derhal ge&ccedil;ici m&uuml;hlet kararı verir ve 297. Maddenin ikinci fıkrasındaki haller de dahil olmak &uuml;zere, bor&ccedil;lunun malvarlığının muhafazası i&ccedil;in gerekli g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; b&uuml;t&uuml;n tedbirleri alır. Konkordato işlemlerinin başlatılması alacaklılardan biri tarafından talep edilmişse, bor&ccedil;lunun 286. Maddede belirtilen belgeleri ve kayıtları mahkemenin vereceği makul s&uuml;re i&ccedil;inde ve eksiksiz olarak sunması halinde ge&ccedil;ici m&uuml;hlet kararı verilir. Belge ve kayıtların s&uuml;resinde ve eksiksiz olarak sunulmaması h&acirc;linde ge&ccedil;ici m&uuml;hlet kararı verilmez ve alacaklının yaptığı konkordato talebinin de reddine karar verilir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Mahkeme, ge&ccedil;ici m&uuml;hlet kararıyla birlikte konkordatonun başarıya ulaşmasının m&uuml;mk&uuml;n olup olmadığının yakından incelenmesi amacıyla bir ge&ccedil;ici konkordato komiseri g&ouml;revlendirir. Alacaklı sayısı ve alacak miktarı dikkate alınarak gerektiğinde &uuml;&ccedil; komiser de g&ouml;revlendirilebilir. Ge&ccedil;ici m&uuml;hlet &uuml;&ccedil; aydır. Mahkeme bu &uuml;&ccedil; aylık s&uuml;re dolmadan bor&ccedil;lunun veya ge&ccedil;ici komiserin yapacağı talep &uuml;zerine ge&ccedil;ici m&uuml;hleti en fazla iki ay daha uzatabilir, uzatmayı bor&ccedil;lu talep etmişse ge&ccedil;ici komiserin de g&ouml;r&uuml;ş&uuml; alınır. Ge&ccedil;ici m&uuml;hletin toplam s&uuml;resi beş ayı ge&ccedil;emez.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">291 inci ve 292 nci maddeler, ge&ccedil;ici m&uuml;hlet hakkında kıyasen uygulanır.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Ge&ccedil;ici m&uuml;hlet talebinin kabul&uuml;, ge&ccedil;ici komiser g&ouml;revlendirilmesi, ge&ccedil;ici m&uuml;hletin uzatılması ve tedbirlere ilişkin kararlara karşı kanun yoluna başvurulamaz.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><em>- Ge&ccedil;ici m&uuml;hlet, kesin m&uuml;hletin sonu&ccedil;larını doğurur.</em></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Mahkemece ge&ccedil;ici m&uuml;hlet kararı, ticaret sicili gazetesinde ve Basın-İlan Kurumunun resm&icirc; il&acirc;n portalında il&acirc;n olunur ve ilanda ayrıca alacaklıların, il&acirc;ndan itibaren yedi g&uuml;nl&uuml;k kesin s&uuml;re i&ccedil;inde dilek&ccedil;eyle itiraz ederek konkordato m&uuml;hleti verilmesini gerektiren bir h&acirc;l bulunmadığını delilleriyle birlikte ileri s&uuml;rebilecekleri ve bu &ccedil;er&ccedil;evede mahkemeden konkordato talebinin reddini isteyebilecekleri belirtilir. Ge&ccedil;ici m&uuml;hletin uzatılmasına ve ge&ccedil;ici m&uuml;hletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ilişkin kararlar da il&acirc;n olunur ve ilgili yerlere bildirilir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><strong><em><u>b-)Kesin M&uuml;hlet:</u></em></strong></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><em>-Mahkeme, kesin m&uuml;hlet hakkındaki kararını ge&ccedil;ici m&uuml;hlet i&ccedil;inde verir.</em></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Kesin m&uuml;hlet hakkında bir karar verilebilmesi i&ccedil;in, mahkeme bor&ccedil;luyu ve varsa konkordato talep eden alacaklıyı duruşmaya davet eder. Ge&ccedil;ici komiser, duruşmadan &ouml;nce yazılı raporunu sunar ve mahkemece gerekli g&ouml;r&uuml;l&uuml;rse, beyanı alınmak &uuml;zere duruşmada hazır bulunur. Mahkeme yapacağı değerlendirmede, itiraz eden alacaklıların dilek&ccedil;elerinde ileri s&uuml;rd&uuml;kleri itiraz sebeplerini de dikkate alır.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Konkordatonun başarıya ulaşmasının m&uuml;mk&uuml;n olduğunun anlaşılması h&acirc;linde bor&ccedil;luya bir yıllık kesin m&uuml;hlet verilir. Bu kararla birlikte mahkeme, yeni bir g&ouml;revlendirme yapılmasını gerektiren bir durum olmadığı takdirde ge&ccedil;ici komiser veya komiserlerin g&ouml;revine devam etmesine karar verir ve dosyayı komisere tevdi eder.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Mahkemece, kesin m&uuml;hlet kararıyla beraber veya kesin m&uuml;hlet i&ccedil;inde uygun g&ouml;r&uuml;lecek bir zamanda yedi alacaklıyı ge&ccedil;memek, herhangi bir &uuml;cret takdir edilmemek ve tek sayıda olmak kaydıyla ayrıca bir alacaklılar kurulu oluşturulabilir. Bu durumda alacakları, hukuki nitelik itibarıyla birbirinden farklı olan alacaklı sınıfları ve varsa rehinli alacaklılar, alacaklılar kurulunda hakkaniyete uygun şekilde temsil edilir. Alacaklılar kurulu oluşturulurken komiserin de g&ouml;r&uuml;ş&uuml; alınır. Alacaklılar kurulu her ay en az bir kere toplanır ve hazır bulunanların oy &ccedil;okluğuyla karar alır. Komiser bu toplantıda hazır bulunarak alınan kararları toplantıya katılanların imzasını almak suretiyle tutanağa bağlar. Alacaklı sayısı, alacak miktarı ve alacakların &ccedil;eşitliliği dikkate alınarak alacaklılar kurulunun zorunlu olarak oluşturulacağı h&acirc;ller ile alacaklılar kuruluna ilişkin diğer hususlar Adalet Bakanlığınca y&uuml;r&uuml;rl&uuml;ğe konulan y&ouml;netmelikte g&ouml;sterilir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">G&uuml;&ccedil;l&uuml;k arz eden &ouml;zel durumlarda kesin m&uuml;hlet, komiserin bu durumu a&ccedil;ıklayan gerek&ccedil;eli raporu ve talebi &uuml;zerine mahkemece altı aya kadar uzatılabilir. Bor&ccedil;lu da bu fıkra uyarınca uzatma talebinde bulunabilir; bu takdirde komiserin de g&ouml;r&uuml;ş&uuml; alınır. Her iki h&acirc;lde de uzatma talebi kesin m&uuml;hletin sonra ermesinden &ouml;nce yapılır ve uzatma kararı vermeden &ouml;nce, varsa alacaklılar kurulunun da g&ouml;r&uuml;ş&uuml; alınır.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Kesin m&uuml;hlet verilmesine, kesin m&uuml;hletin uzatılmasına ve kesin m&uuml;hletin kaldırılarak konkordato talebinin reddine ilişkin kararlar il&acirc;n edilir ve ilgili yerlere bildirilir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><strong><em><u>Kesin M&uuml;hletin sonu&ccedil;ları:</u></em></strong></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><strong><em><u>a-Alacaklılar bakımından:</u></em></strong></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">M&uuml;hlet i&ccedil;inde bor&ccedil;lu aleyhine hi&ccedil;bir takip yapılamaz ve evvelce başlamış takipler durur, ihtiyat&icirc; tedbir ve ihtiyat&icirc; haciz kararları uygulanmaz, bir takip muamelesi ile kesilebilen zamanaşımı ve hak d&uuml;ş&uuml;ren m&uuml;ddetler işlemez. Alacakları rehinli olan imtiyazlı alacaklar i&ccedil;in haciz yoluyla takip yapılabilir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Tasdik edilen konkordato projesi aksine h&uuml;k&uuml;m i&ccedil;ermediği takdirde kesin m&uuml;hlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her t&uuml;rl&uuml; alacağa faiz işlemesi durur.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Konkordato m&uuml;hletinin verilmesinden &ouml;nce, m&uuml;stakbel bir alacağın devri s&ouml;zleşmesi yapılmış ve devredilen alacak konkordato m&uuml;hletinin verilmesinden sonra doğmuş ise, bu devir h&uuml;k&uuml;ms&uuml;zd&uuml;r.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Konusu para olmayan alacaklar, alacaklı tarafından, ona eşit kıymette para alacağına &ccedil;evrilerek komisere bildirilir. Şu kadar ki bor&ccedil;lu, komiserin onayıyla taahh&uuml;d&uuml;n aynen ifasını &uuml;stlenmekte serbesttir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><strong><em><u>b-Rehinli alacaklılar bakımından:</u></em></strong></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">M&uuml;hlet sırasında rehinle temin edilmiş alacaklar nedeniyle rehnin paraya &ccedil;evrilmesi yoluyla takip başlatılabilir veya başlamış olan takiplere devam edilebilir ancak bu takip nedeniyle muhafaza tedbirleri alınamaz ve rehinli malın satışı ger&ccedil;ekleştirilemez.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><strong><em><u>c-Bor&ccedil;lu Bakımından:</u></em></strong></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Bor&ccedil;lu, komiserin nezareti altında işlerine devam edebilir. Şu kadar ki, m&uuml;hlet kararı verirken veya m&uuml;hlet i&ccedil;inde mahkeme, bazı işlemlerin ge&ccedil;erli olarak ancak komiserin izni ile yapılmasına veya bor&ccedil;lunun yerine komiserin işletmenin faaliyetini devam ettirmesine karar verebilir. Bor&ccedil;lu, mahkemenin izni dışında m&uuml;hlet kararından itibaren rehin tesis edemez, kefil olamaz, taşınmaz ve işletmenin devamlı tesisatını kısmen dahi olsa devredemez, takyit edemez ve ivazsız tasarruflarda bulunamaz. Aksi h&acirc;lde yapılan işlemler h&uuml;k&uuml;ms&uuml;zd&uuml;r. Mahkeme bu işlemler hakkında karar vermeden &ouml;nce komiserin ve alacaklılar kurulunun g&ouml;r&uuml;ş&uuml;n&uuml; almak zorundadır.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Bor&ccedil;lu bu kısıtlamalara yahut komiserin ihtarlarına aykırı davranırsa mahkeme, bor&ccedil;lunun malları &uuml;zerindeki tasarruf yetkisini kaldırabilir veya konkordato talebinin reddi ve iflasın a&ccedil;ılması h&uuml;k&uuml;mleri &nbsp;&ccedil;er&ccedil;evesinde karar verir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><strong><em><u>d-S&ouml;zleşmeler Bakımından:</u></em></strong></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">S&ouml;zleşmenin karşı tarafının konkordato projesinden etkilenip etkilenmediğine bakılmaksızın, bor&ccedil;lunun taraf olduğu ve işletmesinin faaliyetinin devamı i&ccedil;in &ouml;nem arz eden s&ouml;zleşmelerde yer alıp da bor&ccedil;lunun konkordato talebinde bulunmasının s&ouml;zleşmeye aykırılık teşkil edeceğine, haklı fesih sebebi sayılacağına yahut borcu muaccel h&acirc;le getireceğine ilişkin h&uuml;k&uuml;mler, bor&ccedil;lunun konkordato yoluna başvurması durumunda uygulanmaz. S&ouml;zleşmede bu y&ouml;nde bir h&uuml;k&uuml;m bulunmasa dahi s&ouml;zleşme, bor&ccedil;lunun konkordatoya başvurduğu gerek&ccedil;esiyle sona erdirilemez. Bor&ccedil;lu, tarafı olduğu ve konkordatonun amacına ulaşmasını engelleyen s&uuml;rekli bor&ccedil; ilişkilerini, komiserin uygun g&ouml;r&uuml;ş&uuml; ve mahkemenin onayıyla herhangi bir zamanda sona erecek şekilde feshedebilir. Bu &ccedil;er&ccedil;evede &ouml;denmesi gereken tazminat, konkordato projesine tabi olur. Hizmet s&ouml;zleşmelerinin feshine ilişkin &ouml;zel h&uuml;k&uuml;mler saklıdır.</p>\r\n","author":"Stj. Av. Merve Şiyhan","createdAt":1525093528947,"isDeleted":false,"urlName":"guncel-degisiklikler-isiginda-adi-konkordato-1","publishedAt":1525093532332,"id":"5ae714988c29a8f370a0ac4b"},{"category":"5a8f0a5b40184f630dac55a6","createdBy":"5a8eff88bf1baa560a7fa00f","publishedBy":"5a8eff88bf1baa560a7fa00f","title":"Soybağının Kurulması Ve Reddi Davaları","listImage":{"n":"483f89abad62d624918cc61a9cb5182e.jpg","sn":"68d601e0-43d9-11e8-99cb-e79427cc5d35.jpg","s":18534,"d":"","t":""},"detailImage":null,"detail":"<p>Medeni Kanun d&uuml;zenlemesine g&ouml;re anne ve &ccedil;ocuk arasındaki soy bağı doğum ile kurulur. Baba ile soy bağı kurulması ise &ccedil;ocuğun annesi ile evli olma, tanıma, hakim kararı yolları ile m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Bu &uuml;&ccedil; yol dışında ayrıca evlat edinme yolu ile de soy bağı kurulmuş olur.</p>\r\n\r\n<p><em><u>&Ccedil;ocuğun Annesi İle Evli Olma Durumunda Soybağı Kurulması:</u></em></p>\r\n\r\n<p>Evlilik i&ccedil;erisinde doğmuş &ccedil;ocuğun babasının, annenin kocası olduğu, kanun tarafından bir karine olarak kabul edilmiştir. Yine evliliğin sona ermesinden sonraki &uuml;&ccedil; y&uuml;z g&uuml;n i&ccedil;erisinde doğan &ccedil;ocuk da evlilik i&ccedil;erisinde doğmuş sayılır. Bu &uuml;&ccedil; y&uuml;z g&uuml;nl&uuml;k s&uuml;re, Medeni Kanun&rsquo;da iddet m&uuml;ddeti olarak tanımlanmıştır. Eşinden boşanan kadının, &uuml;&ccedil; y&uuml;z g&uuml;n i&ccedil;erisinde yeni bir evlilik yapabilmesi, h&acirc;kim kararı ile iddet m&uuml;ddetinin kaldırılması sonucunda m&uuml;mk&uuml;n olabilmektedir.</p>\r\n\r\n<p><em><u>Soybağının Tanıma Yoluyla Kurulması:</u></em></p>\r\n\r\n<p>Tanıma, evlilik dışında doğmuş olan bir &ccedil;ocuğun babası tarafından, n&uuml;fus memuruna veya mahkemeye başvurusu ile &ccedil;ocuğun kendi &ccedil;ocuğu olduğunu beyan etmesidir. Resmi bir belge veya vasiyetname yolu ile tanıma da m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Kanunun a&ccedil;ık d&uuml;zenlemesi gereğince başka bir erkekle soy bağı bulunan &ccedil;ocuk, bu bağ ortadan kalkmadık&ccedil;a tanınamaz.</p>\r\n\r\n<p><em><u>Soybağının Hakim Kararı Yoluyla Kurulması:</u></em></p>\r\n\r\n<p>Kanuna g&ouml;re anne ve &ccedil;ocuğun soybağının mahkemece belirlenmesi i&ccedil;in dava a&ccedil;ma hakları bulunmaktadır. Bu dava babaya, baba &ouml;lm&uuml;şse miras&ccedil;ılarına karşı a&ccedil;ılacak olup, mahkeme tarafından Cumhuriyet savcılığı ve Hazineye, dava anne tarafından a&ccedil;ılmışsa kayyıma, kayyım tarafından a&ccedil;ılmışsa anneye ihbar edilir.</p>\r\n\r\n<p>Y&uuml;r&uuml;rl&uuml;kteki Medeni Kanunumuz, &ldquo;Evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak &uuml;&ccedil;y&uuml;z g&uuml;n i&ccedil;inde doğan &ccedil;ocuğun babası kocadır&hellip;&rsquo;&rsquo; demek suretiyle evlilik i&ccedil;inde doğan ya da evlilik i&ccedil;inde anne rahmine d&uuml;şen &ccedil;ocukları evlilik &uuml;r&uuml;n&uuml; &ccedil;ocuk saymakta ve bu &ccedil;ocukların babasının o evlilikteki koca olduğunu karine olarak kabul etmektedir ve &ccedil;ocuk babanın n&uuml;fusuna kaydedilir.&nbsp; Bu karine &ldquo;babalık karinesi&rsquo;&rsquo; olarak adlandırılmaktadır.</p>\r\n\r\n<p>&Ccedil;ocuk ile baba arasında ger&ccedil;ek bir soybağı yoksa babalık karinesinin &ccedil;&uuml;r&uuml;t&uuml;lmesi ancak soybağının reddi davası ile m&uuml;mk&uuml;n olup; aşağıda yer alan bilgiler ışığında dava hakkının kim veya kimlere ait olduğu, ispat k&uuml;lfeti ve hak d&uuml;ş&uuml;r&uuml;c&uuml; s&uuml;reler belirtilmiştir.</p>\r\n\r\n<p><strong><em><u>Yargıtay HGK&nbsp; 2013/18-354 E.&nbsp; ,&nbsp; 2013/1554 K. sayılı&nbsp; 06.11.2012 tarihli kararında;</u></em></strong></p>\r\n\r\n<p><em>&ldquo;TMK m. 282 h&uuml;km&uuml; Soybağının kurulmasına ilişkin genel esasları d&uuml;zenlemiştir. D&uuml;zenleme uyarınca ana ile &ccedil;ocuk arasındaki Soybağının doğum ile kurulacağı ifade edilmiştir (m. 282/1). Maddenin ikinci fıkrasında baba ile &ccedil;ocuk arasındaki Soybağının babanın ana ile evlenmesi, babanın &ccedil;ocuğu tanıması veya hakim h&uuml;km&uuml;yle kurulacağı d&uuml;zenlenmiştir. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; fıkrada ise kan bağına dayanan Soybağının yanında, evlat edinme ilişkisi de evlatlık ile evlat edinen veya evlat edinenler arasında soybağını kuran bir yol olarak kabul edilmiştir.</em></p>\r\n\r\n<p><em>TMK&rsquo;nun 282. maddesinin birinci fıkrasına g&ouml;re &ccedil;ocuk ile ana arasındaki Soybağının kurulabilmesi i&ccedil;in, &ccedil;ocuğun, ana olduğu iddia edilen kadın tarafından doğurulduğunun tespit edilmesi yeterlidir. &Ccedil;ocuğu doğuran kadının evli olup olmaması Soybağının Kurulması i&ccedil;in &ouml;nem taşımamaktadır. </em></p>\r\n\r\n<p><em>Ana ile evliliğin; &ccedil;ocuk ile babası arasında soybağını kurabilmesi; hem evliliğin &ccedil;ocuğun doğumundan &ouml;nce ger&ccedil;ekleşmiş olması, hem de ana babanın &ccedil;ocuğun doğumundan sonra evlenmeleri halinde m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</em> <em>Evliliğin doğumdan &ouml;nce ger&ccedil;ekleşmiş olması halinde; TMK&rsquo;nun babalık karinesini d&uuml;zenleyen 285.maddesi gereğince evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak &uuml;&ccedil;y&uuml;z g&uuml;n i&ccedil;inde doğan &ccedil;ocuğun babasının koca olduğu karine olarak kabul edilmiştir. Bu karine uyarınca, evlilik devam ederken veya evliliğin sona ermesinden başlayarak &uuml;&ccedil;y&uuml;z g&uuml;n i&ccedil;inde doğan &ccedil;ocuk ile o evlilikte koca arasında soybağı kurulacaktır.&rdquo; </em></p>\r\n\r\n<p><em>İfadeleri yer almaktadır. Soybağının kurulması hususu ilgili Yargıtay kararı ile a&ccedil;ıklanmaktadır.</em></p>\r\n\r\n<p><em><u>Soybağının Reddi (Nesebin Reddi) Davasının Tarafları</u></em></p>\r\n\r\n<p>Soybağının reddi davasını a&ccedil;ma hakkı &ouml;ncelikle koca ve &ccedil;ocuğa tanınmıştır. Koca ve &ccedil;ocuğun dava a&ccedil;ma hakları tamamıyla birbirinden bağımsızdır. Koca, davasını ana ve &ccedil;ocuğa karşı a&ccedil;acaktır. Koca, ger&ccedil;ek bir soybağının mevcut olmadığı iddiasıyla babalık karinesini &ccedil;&uuml;r&uuml;tmek amacıyla davasını, &ccedil;ocuk ve anaya karşı a&ccedil;acaktır. Bu durumda davacı taraf n&uuml;fusta g&ouml;r&uuml;nen baba iken davalılar ana ve &ccedil;ocuk olacaktır. &Ccedil;ocuk, davasını ana ve kocaya karşı a&ccedil;acaktır. Soybağının reddi davasını &ccedil;ocuk a&ccedil;acak ise davasını ana ve n&uuml;fusta g&ouml;r&uuml;nen babaya(kocaya) y&ouml;neltecektir. &Ccedil;ocuk i&ccedil;in dava s&uuml;reci ergin olmaması halinde farklılık g&ouml;sterecektir. Ergin olmayan &ccedil;ocuk i&ccedil;in soybağının reddi davası atanacak kayyım tarafından a&ccedil;ılabilecektir. Ergin olmayan &ccedil;ocuğun velayetinin annede olması, anneye davayı velayeten a&ccedil;ma yetkisi tanımamaktadır. Zira, &ccedil;ocuğun a&ccedil;acağı davada davalı taraflardan biri de ana olduğundan velayete dayalı dava a&ccedil;ma hakkı menfaat &ccedil;atışması oluşturacağından m&uuml;mk&uuml;n olmayacaktır.&nbsp; Yine ana ile &ccedil;ocuk arasındaki menfaat ilişkisi gereğince ananın ergin olmayan &ccedil;ocuğa kayyım olarak atanması da m&uuml;mk&uuml;n değildir.</p>\r\n\r\n<p>&Ouml;te yandan, MK m. 291/f.1 h&uuml;km&uuml;, belirli şartlarda koca ve &ccedil;ocuk dışındaki kişilere de soybağının reddi davası a&ccedil;ma hakkı tanımaktadır. Kocanın dava a&ccedil;ma s&uuml;resi ge&ccedil;meden &ouml;lmesi, gaipliğine karar verilmesi veya s&uuml;rekli olarak ayırt etme g&uuml;c&uuml;n&uuml; kaybetmesi hallerinde kocanın altsoyu (1.derece miras&ccedil;ıları), ana ve baba (2.derece miras&ccedil;ıları) ve baba olduğunu iddia eden kişiler de dava a&ccedil;abileceklerdir.</p>\r\n\r\n<p><strong><em><u>Yargıtay&nbsp; HGK&nbsp;&nbsp; 2013/18-354 E.&nbsp; ,&nbsp; 2013/1554 K. 06.11.2012 tarihli kararında</u>;</em></strong></p>\r\n\r\n<p><em>&ldquo;Babalık karinesinin &ccedil;&uuml;r&uuml;t&uuml;lmesi Soybağının Reddi ile m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r (TMK 286). Bu ise Soybağının Reddi davası ile sağlanabilir (TMK 286). Bunun dışında &ccedil;ocuk ile baba arasında kurulan Soybağının ortadan kaldırılması imkanı bulunmamaktadır. Bir diğer deyişle Asliye Hukuk Mahkemesinde a&ccedil;ılacak kayıt d&uuml;zeltme davası ile baba adının d&uuml;zletilerek Soybağının Reddi imkanı bulunmamaktadır. Ancak burada dikkate edilmesi gereken husus şudur; Soybağının Reddi davası, ancak babalık karinesinin kapsamında yer alan, dolayısıyla babalık karinesinden faydalanan &ccedil;ocukların Soybağının ortadan kaldırılmasını sağlayan bir davadır. Babalık karinesinden faydalanma s&ouml;z konusu olmaksızın, kocanın n&uuml;fus k&uuml;t&uuml;ğ&uuml;ne kaydedilen &ccedil;ocukla koca arasında Soybağının kurulması s&ouml;z konusu olmadığı i&ccedil;in, b&ouml;yle bir durumda &ccedil;ocuk ile koca arasında Soybağının bulunmadığının tespitine y&ouml;nelik olarak a&ccedil;ılacak dava, Soybağının Reddi davası değil, yanlış kaydın d&uuml;zeltilmesi amacına y&ouml;nelik kayıt d&uuml;zeltme davasıdır (MK m. 39).&Ouml;rneğin kocanın eşi dışında bir başka kadın tarafından doğrulan &ccedil;ocuğu, eşinden doğmuş gibi n&uuml;fus k&uuml;t&uuml;ğ&uuml;ne kaydettirmesi ya da evliliğin sona erınesinden &uuml;&ccedil;y&uuml;z g&uuml;n ge&ccedil;tikten sonra doğan &ccedil;ocuğun &uuml;&ccedil;y&uuml;z g&uuml;nl&uuml;k s&uuml;re i&ccedil;inde doğmuş gibi n&uuml;fusa kaydettirilmesi hallerinde durum b&ouml;yledir.</em></p>\r\n\r\n<p><em>Soybağının Reddi davası, TMK 286. maddesine g&ouml;re, ancak baba ve &ccedil;ocuk tarafından a&ccedil;ılabilir. Baba ve &ccedil;ocuğun dava hakları birbirinden bağımsız haklardır. S&ouml;z konusu maddeye g&ouml;re kocanın a&ccedil;tığı Soybağının Reddi davasında davalı ana ve &ccedil;ocuk iken, &ccedil;ocuğun a&ccedil;tığı Soybağının Reddi davasında, davalı ana ve koca olmak zorunda ve davalılar zorunlu dava arkadaşıdırlar.&rdquo; </em></p>\r\n\r\n<p><em>Yine soybağının reddi davası ile ilgili hususlar Yargıtay kararlarınca da desteklenmektedir.</em></p>\r\n\r\n<p><em><u>Soybağının Reddi Davasında G&ouml;revli Ve Yetkili Mahkeme</u></em></p>\r\n\r\n<p>Soybağının reddi davasına bakmakla g&ouml;revli mahkeme Aile Mahkemeleri olup, Aile Mahkemesi bulunmayan yerlerde ise Aile Mahkemesi sıfatıyla Asliye Hukuk Mahkemeleri g&ouml;revlidir. Soybağına ilişkin davalar, taraflardan birinin dava veya doğum sırasındaki yerleşim yeri mahkemesinde a&ccedil;ılabilir.</p>\r\n\r\n<p><strong><em><u>Yargıtay 18. Hukuk Dairesi&nbsp;&nbsp; 2015/1749 E.&nbsp; ,&nbsp; 2015/2136 K. Sayılı 16.02.2015 tarihli </u></em></strong></p>\r\n\r\n<p><em>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu&#39;nun G&ouml;revin Belirlenmesi ve Niteliği başlıklı 1. maddesinde mahkemelerin g&ouml;revinin ancak kanunla d&uuml;zenleneceği ve g&ouml;reve ilişkin kuralların kamu d&uuml;zeninden olduğu belirlendiğinden bu husus mahkemelerce yargılamanın her aşamasında kendiliğinden dikkate alınması gerekir. Dava, T&uuml;rk Medeni Kanunu&#39;nun 286 ve devamı maddelerinde d&uuml;zenlenen Soybağının Reddi istemine ilişkin olup 4787 sayılı Aile Mahkemelerinin Kuruluş, G&ouml;rev ve Yargılama Usullerine Dair Kanunun 4. maddesinde 4721 sayılı T&uuml;rk Medeni Kanununun ikinci kitabından &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kısım hari&ccedil; olmak &uuml;zere (TMK m.118-395) kaynaklanan b&uuml;t&uuml;n davalarda aile mahkemesinin G&ouml;revli olduğu h&uuml;kme bağlandığı dikkate alındığında davaya aile mahkemesince bakılıp karar verilmesi gerekirken asliye hukuk mahkemesinin G&ouml;revli olduğundan bahisle g&ouml;revsizlik kararı verilmesi doğru g&ouml;r&uuml;lmemiştir.</em></p>\r\n\r\n<p>&nbsp;İlgili Yargıtay kararından da anlaşıldığı &uuml;zere g&ouml;revli mahkemenin aile mahkemesi olduğu a&ccedil;ıktır. Asliye hukuk mahkemesi mi aile mahkemesi mi tartışmasına girmeye gerek dahi yoktur. Teredd&uuml;te mahal vermeyecek bi&ccedil;imde Yargıtay kararına da konu olmuştur.</p>\r\n\r\n<p><em><u>Soybağının Reddi Davasını A&ccedil;ma S&uuml;resi (Hak D&uuml;ş&uuml;r&uuml;c&uuml; S&uuml;re)</u></em></p>\r\n\r\n<p>Soybağının reddi davası, koca i&ccedil;in doğumu ve baba olmadığını veya ananın gebe kaldığı sırada başka bir erkek ile cinsel ilişkide bulunduğunu &ouml;ğrendiği tarihten başlayarak bir yıllık hak d&uuml;ş&uuml;r&uuml;c&uuml; s&uuml;reye tabidir. Anayasa Mahkemesi tarafından 25.6.2009 g&uuml;nl&uuml;, 2008/30 Esas, 2009/96 Karar sayılı kararla &rsquo;&rsquo;her halde doğumun &uuml;zerinden beş yıl ge&ccedil;mesi&rsquo;&rsquo; ibaresi iptal edilmiştir. Bu halde koca, baba olmadığını &ouml;ğrendiği veya ananın başka bir erkekle cinsel m&uuml;nasebetini &ouml;ğrendiği tarihten itibaren bir yıl i&ccedil;erisinde davasını a&ccedil;abilecektir. &Ouml;ğrenme tarihinden itibaren bir yıl ge&ccedil;mesinden sonra a&ccedil;ılacak davalar ise;</p>\r\n\r\n<p>Ergin olmayan &ccedil;ocuğa atanacak kayyım, atama kararının kendisine tebliğinden itibaren 1 yıl i&ccedil;inde davayı a&ccedil;malıdır. &Ccedil;ocuk, ergin olana kadar dava a&ccedil;mamışsa ergin olduğu tarihten itibaren en ge&ccedil; bir yıl i&ccedil;inde soybağının reddi davasını a&ccedil;mak zorundadır. Diğer ilgililer ve &ccedil;ocuğun babası olduğunu iddia eden kişi ise kocanın &ouml;l&uuml;m&uuml;n&uuml;, ayırt etme g&uuml;c&uuml;n&uuml; s&uuml;rekli olarak kaybettiğini veya hakkında gaiplik kararı alındığını &ouml;ğrenmelerinden itibaren 1 yıl i&ccedil;inde davayı a&ccedil;abilirler. Soybağının reddi davası i&ccedil;in &ouml;ng&ouml;r&uuml;len hak d&uuml;ş&uuml;r&uuml;c&uuml; s&uuml;relerin ge&ccedil;mesi, kural olarak dava hakkının sona ermesine yol a&ccedil;acaksa da gecikme haklı bir nedene dayanıyorsa bir yıllık s&uuml;re bu sebebin ortadan kalktığı tarihten itibaren işlemeye başlar. Haklı sebep, davacının kusuru olmaksızın, onu zamanında dava a&ccedil;maktan alıkoyan sebeplerdir.</p>\r\n\r\n<p><em><u>Soybağının Reddi Davasında İspat</u></em></p>\r\n\r\n<p>Soybağı davasının ispatında dayanılacak sebepler, &ccedil;ocuğun evlilik birliği i&ccedil;inde anne rahmine d&uuml;şmesi ile evlenmeden &ouml;nce yahut ayrı yaşama sırasında ana rahmine d&uuml;şmesine g&ouml;re farklılık g&ouml;sterecektir. Medeni Kanun, &ccedil;ocuk evlilik i&ccedil;inde ana rahmine d&uuml;şm&uuml;şse, o evlilikteki kocanın baba olma ihtimalini &ccedil;ok y&uuml;ksek g&ouml;rd&uuml;ğ&uuml; i&ccedil;in babalık karinesini &ccedil;&uuml;r&uuml;terek soybağını reddetmek isteyen kocayı ağır ispat y&uuml;k&uuml; altına sokmaktadır.&nbsp; &Ccedil;ocuk, evlilik i&ccedil;inde ana rahmine d&uuml;şm&uuml;şse koca ile ananın cinsel ilişkisinin imkansızlığı ya da &ccedil;ocuğun, kocanın ana ile kurduğu cinsel ilişkiden olmasının imkansızlığının ispatı gerekmektedir. Dava aşamasında tıbbi y&ouml;ntemler, kan muayenesi, DNA testi gibi y&ouml;ntemlerle ispat m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. &Ouml;te yandan, soybağının reddini sağlamak i&ccedil;in &ccedil;ocuğun evlenmeden &ouml;nce veya fiilen ayrı yaşama sırasında ana rahmine d&uuml;şt&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n ispatlanması gerekir. Fiili ayrılık hakim kararına dayanmıyorsa da, ayrı yaşama dair inandırıcı delillerin varlığı halinde soybağının reddini tıbbi y&ouml;ntemler, kan muayenesi, DNA testi gibi y&ouml;ntemlerle ispat etmek m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</p>\r\n\r\n<p><em><u>Mahkemece Verilen Soybağının Reddi Kararı Ve Sonu&ccedil;ları</u></em></p>\r\n\r\n<p>Soybağının reddi kararı yenilik doğuran h&uuml;k&uuml;m niteliğindedir. Mahkemece verilen h&uuml;km&uuml;n kesinleşmesiyle beraber, &ccedil;ocuk ile n&uuml;fusta g&ouml;r&uuml;nen baba (koca) arasındaki soybağı ge&ccedil;mişe etkili olarak, &ccedil;ocuğun doğumu tarihinden itibaren ortadan kalkar. &Ccedil;ocuk doğum tarihinden itibaren baba y&ouml;n&uuml;nden soybağına sahip olmayan &ccedil;ocuk haline gelir. &Ccedil;ocuğun ana ile olan soybağı ise etkilenmez.</p>\r\n\r\n<p>N&uuml;fus Hizmetleri Kanununun Uygulanmasına İlişkin Y&ouml;netmeliğin 23. Maddesi gereğince baba tarafından mahkeme kararı ile&nbsp; soybağı reddedilen &ccedil;ocuk, anasının bekarlık hanesine, anasının soyadı ve onun bildireceği baba adı ile tescil edilir.</p>\r\n","author":"Stj. Av. Merve Şiyhan","createdAt":1524146114463,"isDeleted":false,"urlName":"soybaginin-kurulmasi-ve-reddi-davalari","publishedAt":1524146118390,"id":"5ad89fc28c29a8f370a0ac4a"},{"category":"5a8f0a6240184f630dac55a7","createdBy":"5a8eff88bf1baa560a7fa00f","publishedBy":"5a8eff88bf1baa560a7fa00f","title":"Temyiz Dilekçelerinin Taraflara Karşılıklı Tebliğ Edilmemesi Hukuki Dinlenilme Hakkının İhlalidir","listImage":{"n":"kemer-adliyesine-iki-yeni-durusma-salonu_2753_dhaphoto3.jpg","sn":"738e3940-4352-11e8-99cb-e79427cc5d35.jpg","s":262397,"d":"","t":""},"detailImage":null,"detail":"<p>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 24.01.2018 Tarihinde verdiği karar&nbsp;ile temyiz dilek&ccedil;eleri birbirine tebliğ edilmeyen tarafların<em> hukuki dinlenilme</em> haklarının ihlal edildiğine karar vermiştir.</p>\r\n\r\n<p>Hukuk Genel Kurulu, 24.01.2018 tarihli ve 2016/9-2317 E., 2018/61 K. sayılı kararında, yerel mahkemenin direnme h&uuml;km&uuml;n&uuml; temyiz eden tarafın temyiz dilek&ccedil;esinin diğer tarafa tebliğ edilmemesini hukuki dinlenilme hakkının daha &uuml;st &ccedil;er&ccedil;evede ise adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde tespit etmek suretiyle dosyanın ihlalin sonu&ccedil;larının giderilmesi diğer anlatımla tebliğin yapılabilmesi&nbsp;adına yerel mahkemeye iadesine karar vermiştir.</p>\r\n\r\n<p>Mahkeme kararında, hukuki dinlenilme hakkının, bilgilenme/bilgilendirme,<em> a&ccedil;ıklama yapma</em>, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerek&ccedil;eli olması gibi hususları i&ccedil;erdiğine dikkat &ccedil;ekmiş, &ouml;zellikle a&ccedil;ıklamada bulunma hakkının, tarafların yazılı veya s&ouml;zl&uuml; şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya dair beyanda bulunma haklarını işlevsel kılmaya y&ouml;nelik olduğunu belirtmiştir. Temyiz dilek&ccedil;elerinin karşılıklı olarak tebliğ edilmemesini ise bilgilenme/bilgilendirme daha &uuml;st &ccedil;er&ccedil;evede ise adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğu sonucuna varmıştır.</p>\r\n\r\n<p>Hukuki dinlenilme hakkı, 6100 Sayılı HMK&#39;nın 27. maddesinde de d&uuml;zenlenmektedir. Anılan h&uuml;k&uuml;m</p>\r\n\r\n<p><em>&quot;Hukuki dinlenilme hakkı<br />\r\nMADDE 27- (1) Davanın tarafları, m&uuml;dahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahiptirler.<br />\r\n(2) Bu hak;<br />\r\na) Yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını,<br />\r\nb) A&ccedil;ıklama ve ispat hakkını,<br />\r\nc) Mahkemenin, a&ccedil;ıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve a&ccedil;ık olarak gerek&ccedil;elendirilmesini, i&ccedil;erir.&quot;</em></p>\r\n\r\n<p>şeklinde d&uuml;zenlenmiştir. h&uuml;k&uuml;m gerek&ccedil;esi, hukuki dinlenilme hakkının bir b&uuml;t&uuml;n olarak hukuki g&uuml;venceyi sağlamaya y&ouml;nelik olduğuna atıf yapmaktadır. Bu anlamda, emsal i&ccedil;tihattan bağımsız olmak &uuml;zere, hakkın &ccedil;ekirdeğini oluşturan unsurun esasında&nbsp;tarafların iddia ve savunmalarını yargı organlarının tam olarak dikkate alıp değerlendirmesi olduğunu s&ouml;ylemek yanlış olmaz. Gerek&ccedil;ede &ouml;zellikle, mahkemelerin kararların gerek&ccedil;eli olması zorunluluğuna ancak bu gerek&ccedil;enin şekli ve g&ouml;r&uuml;n&uuml;şte olmasından ziyade <strong><em>hukuki ve maddi vakıaya y&ouml;nelik ayrıntılı olması gerektiği</em></strong>nin altı &ccedil;izilmiştir. Ortaya &ccedil;ıkacak olan <strong><em>kararın, hukukun genel ilkelerine,&nbsp;mevzuata ve yerleşik i&ccedil;tihatlara tamamen aykırı ve s&uuml;rpriz sayılacak nitelikte olmaması gerekmektedir .</em></strong>Bu durum <em>&quot;s&uuml;rpriz karar yasağı&quot; </em>olarak da ifade edilmektedir. Yargı organları &ouml;zellikle yerleşik i&ccedil;tihatların dışında yeni bir karar verebilirler. Ancak bu konuda gerek&ccedil;elerini tam ortaya koymalı ve tarafların a&ccedil;ıklamalarını da değerlendirmelidirler.</p>\r\n\r\n<p>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu&#39;nun gerek kanunda d&uuml;zenlenen h&uuml;kme gerekse hukukun genel ilkeleri ve anayasaya bağlı kalarak ihdas ettiği kararı son derece hukuki bu anlamda yargılamada zaman zaman g&ouml;zden ka&ccedil;an hukuki hakların ihlalinin denetimi bağlamında olduk&ccedil;a iyi bir karardır. İ&ccedil;tihat metni aşağıda sunulmuştur.</p>\r\n\r\n<h4><em>T.C.</em></h4>\r\n\r\n<h4><em>YARGITAY</em></h4>\r\n\r\n<h4><em>HUKUK GENEL KURULU</em></h4>\r\n\r\n<h4><em>E. 2016/9-2317</em></h4>\r\n\r\n<h4><em>K. 2018/61</em></h4>\r\n\r\n<h4><em>T. 24.1.2018</em></h4>\r\n\r\n<h4><em>&bull; İŞ&Ccedil;İLİK ALACAĞI DAVASI ( Hukuki Dinlenme Hakkının Bilgilenme/Bilgilendirme A&ccedil;ıklama Yapma Yargı Organlarınca Dikkate Alınma ve Kararların Gerek&ccedil;eli Olması Gibi Hususları İ&ccedil;erdiği - Bilgilenme Hakkının Usul&uuml;ne Uygun Kullanımı ile Tarafların Haklarında &Ouml;ğrendikleri İsnat ve İddialara Karşı Beyanda Bulunabilme Davaya Y&ouml;nelik Bilgi ve Belge Verebilme Yani A&ccedil;ıklama Yapma Hakkının da Hukuki G&uuml;venceye Bağlandığı/Tarafların Temyiz Dilek&ccedil;elerinin Karşılıklı Olarak Tebliğ Edilmemesi Hakkın İhlali Sayılıp Dosyanın Mahalline Geri &Ccedil;evrilmesi Gerektiği )</em></h4>\r\n\r\n<h4><em>&bull; HUKUKİ DİNLENİLME HAKKI ( Bilgilenme/Bilgilendirme A&ccedil;ıklama Yapma Yargı Organlarınca Dikkate Alınma ve Kararların Gerek&ccedil;eli Olması Gibi Hususları İ&ccedil;erdiği - Bilgilenme Hakkının Usul&uuml;ne Uygun Kullanımı ile Tarafların Haklarında &Ouml;ğrendikleri İsnat ve İddialara Karşı Beyanda Bulunabilme Davaya Y&ouml;nelik Bilgi ve Belge Verebilme Yani A&ccedil;ıklama Yapma Hakkının da Hukuki G&uuml;venceye Bağlandığı/Tarafların Temyiz Dilek&ccedil;elerinin Karşılıklı Olarak Tebliğ Edilmemesi Hakkın İhlali Sayılıp Dosyanın Mahalline Geri &Ccedil;evrilmesi Gerektiği )</em></h4>\r\n\r\n<h4><em>&bull; BİLGİLENME HAKKI ( Usul&uuml;ne Uygun Kullanımı ile Tarafların Haklarında &Ouml;ğrendikleri İsnat ve İddialara Karşı Beyanda Bulunabilme Davaya Y&ouml;nelik Bilgi ve Belge Verebilme Yani A&ccedil;ıklama Yapma Hakkının da Hukuki G&uuml;venceye Bağlandığı - A&ccedil;ıklamada Bulunma Hakkının Tarafların Yazılı veya S&ouml;zl&uuml; Şekilde İddia ve Savunmalara Karşı İtirazda Bulunabilme Davaya Dair Beyanda Bulunmalarını Sağladığı/Tarafların Temyiz Dilek&ccedil;elerinin Karşılıklı Olarak Tebliğ Edilmemesi Hakkın İhlali Sayılıp Dosyanın Mahalline Geri &Ccedil;evrilmesi Gerektiği )</em></h4>\r\n\r\n<h4><em>&bull; A&Ccedil;IKLAMADA BULUNMA HAKKI ( Hukuki Dinlenme Hakkının Bilgilenme/Bilgilendirme A&ccedil;ıklama Yapma Yargı Organlarınca Dikkate Alınma ve Kararların Gerek&ccedil;eli Olması Gibi Hususları İ&ccedil;erdiği - Tarafların Yazılı veya S&ouml;zl&uuml; Şekilde İddia ve Savunmalara Karşı İtirazda Bulunabilme Davaya Dair Beyanda Bulunmalarını Sağladığı/Tarafların Temyiz Dilek&ccedil;elerinin Karşılıklı Olarak Tebliğ Edilmemesi Hakkın İhlali Sayılıp Dosyanın Mahalline Geri &Ccedil;evrilmesi Gerektiği )</em></h4>\r\n\r\n<h4><em>2709/m.<a href=\"http://ezproxy.sehir.edu.tr:5009/kho2/ibb/files/tc2709.htm#36\">36</a><br />\r\n6100/m.<a href=\"http://ezproxy.sehir.edu.tr:5009/kho2/ibb/files/tc6100.htm#27\">27</a><br />\r\nAvrupa İnsan Hakları S&ouml;zleşmesi/m.6</em></h4>\r\n\r\n<p><em><strong>&Ouml;ZET :&nbsp;</strong>Hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, a&ccedil;ıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerek&ccedil;eli olması gibi hususları i&ccedil;erdiği a&ccedil;ıktır.Bilgilenme hakkının usul&uuml;ne uygun kullanımı ile tarafların haklarında &ouml;ğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya y&ouml;nelik bilgi ve belge verebilme yani a&ccedil;ıklama yapma hakkı da hukuki g&uuml;venceye bağlanmaktadır. B&ouml;ylece davanın her iki tarafına eşit şekilde a&ccedil;ıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin g&ouml;r&uuml;n&uuml;r kılınması sağlanacaktır. A&ccedil;ıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya s&ouml;zl&uuml; şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya dair beyanda bulunmalarını sağlar. Taraf vekillerinin temyiz dilek&ccedil;elerinin karşılıklı olarak tebliğ edilmemesi bilgilenme/bilgilendirme hakkının bir başka deyişle adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde bulunduğu sonucuna varıldığından dosyanın mahalline geri &ccedil;evrilmesi gerekir.</em></p>\r\n\r\n<p><em><strong>DAVA :&nbsp;</strong>Taraflar arasındaki &quot;iş&ccedil;ilik alacağı&quot; davasından dolayı yapılan yargılama sonunda; Adana 2. İş Mahkemesince davanın kısmen kabul&uuml;ne dair verilen 29.07.2009 g&uuml;n ve 2009/238 E. 2009/579 K. sayılı kararın incelenmesi davalı vekili tarafından istenilmesi &uuml;zerine, Yargıtay 9. Hukuk Dairesi&#39;nin 14.02.2012 g&uuml;n ve 2009/37467 E. 2012/3772 K. sayılı ilamıyla bozulmuş, yeniden yapılan yargılama sonunda; mahkemece &ouml;nceki kararda direnilmiştir.</em></p>\r\n\r\n<p><em>Hukuk Genel Kurulunca dosya &uuml;zerinde yapılan &ouml;n inceleme sonunda gereği g&ouml;r&uuml;ş&uuml;ld&uuml;:</em></p>\r\n\r\n<p><em><strong>KARAR :&nbsp;</strong>Direnme kararı taraflarca temyiz edilmiş olup davacı vekilinin temyiz dilek&ccedil;esinin davalı vekiline tebliğ edildiğine dair tebligat par&ccedil;ası dosya arasında bulunmamaktadır.</em></p>\r\n\r\n<p><em>6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun&nbsp;<a href=\"http://ezproxy.sehir.edu.tr:5009/kho2/ibb/files/tc6100.htm#27\" title=\"İlgili maddeyi görmek için tıklayınız\">27</a>. maddesinde yer bulan &ldquo;Hukuki Dinlenilme Hakkı&rdquo; gereğince davanın tarafları, m&uuml;dahiller ve yargılamanın diğer ilgilileri, kendi hakları ile bağlantılı olarak hukuki dinlenilme hakkına sahip olup, bu hakkın yargılama ile ilgili olarak bilgi sahibi olunmasını, a&ccedil;ıklama ve ispat hakkını, mahkemenin, a&ccedil;ıklamaları dikkate alarak değerlendirmesini ve kararların somut ve a&ccedil;ık olarak gerek&ccedil;elendirilmesini i&ccedil;ermektedir. Mahkeme, iki tarafa eşit şekilde hukuk&icirc; dinlenilme hakkı tanıyarak h&uuml;km&uuml;n&uuml; vermelidir.</em></p>\r\n\r\n<p><em>Anayasanın 36. maddesinde ve Avrupa İnsan Hakları S&ouml;zleşmesinin 6. maddesinde d&uuml;zenlenen adil yargılanma hakkının en &ouml;nemli unsuru olan hukuk&icirc; dinlenilme hakkı, adil yargılanma hakkı i&ccedil;inde teminat altına alınmıştır. Bu hakka, tarafın h&acirc;kime meramını anlatma hakkı ya da iddia ve savunma hakkı da denilmektedir. Ancak, hukuk&icirc; dinlenilme hakkı, bu ifadeleri de kapsayan daha geniş bir anlama sahiptir. Bu hak &ccedil;er&ccedil;evesinde, tarafların gerek yargı organlarınca gerekse karşı taraf&ccedil;a yapılan işlemler konusunda bilgilendirilmeleri zorunludur. Kişinin kendisinden habersiz yargılama yapılarak karar verilmesi, kural olarak m&uuml;mk&uuml;n değildir.</em></p>\r\n\r\n<p><em>Bu kapsamda hukuki dinlenilme hakkı, bilgilenme/bilgilendirme, a&ccedil;ıklama yapma, yargı organlarınca dikkate alınma ve kararların gerek&ccedil;eli olması gibi hususları i&ccedil;erdiği a&ccedil;ıktır. Bilgilenme hakkı, yargılamanın i&ccedil;eriğine dair tam bir bilgi sahibi olmanın yanında gerek karşı tarafın gerekse de yargı organlarının dosya i&ccedil;eriğine yapmış oldukları işlemleri &ouml;ğrenmelerini kapsar. Bilgilenme/bilgilendirme hakkının etkin bi&ccedil;imde kullanılabilmesi i&ccedil;in g&ouml;nderilecek tebligat ve davetiyelerde kanunda &ouml;ng&ouml;r&uuml;lm&uuml;ş şekil şartlarına sıkı sıkıya uyulması gerekmektedir. Ayrıca bu hak sadece davanın başındaki iddia ve savunmalar a&ccedil;ısından değil yargılamanın her aşamasında dikkate alınmalıdır. Bu kapsamda devam eden bir yargılamada tarafların a&ccedil;ıklamaları i&ccedil;in bilgilendirme yeterli olmayıp yargılamada yer alan diğer kişilerin ( tanık, bilirkişi gibi) a&ccedil;ıklamaları a&ccedil;ısından da &ouml;nemlidir. Bilgilenme hakkının usul&uuml;ne uygun kullanımı ile tarafların haklarında &ouml;ğrendikleri isnat ve iddialara karşı beyanda bulunabilme, davaya y&ouml;nelik bilgi ve belge verebilme yani a&ccedil;ıklama yapma hakkı da hukuki g&uuml;venceye bağlanmaktadır. B&ouml;ylece davanın her iki tarafına eşit şekilde a&ccedil;ıklama yapma hakkı tanınması ile adaletin g&ouml;r&uuml;n&uuml;r kılınması sağlanacaktır. A&ccedil;ıklamada bulunma hakkı, tarafların, yazılı veya s&ouml;zl&uuml; şekilde iddia ve savunmalara karşı itirazda bulunabilme, davaya dair beyanda bulunmalarını sağlar.</em></p>\r\n\r\n<p><em>H&acirc;l b&ouml;yle olunca, taraf vekillerinin temyiz dilek&ccedil;elerinin karşılıklı olarak tebliğ edilmemesi bilgilenme/bilgilendirme hakkının bir başka deyişle adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde bulunduğu sonucuna varılmıştır.<br />\r\nYapılan a&ccedil;ıklamalar karşısında, davacı vekilinin temyiz dilek&ccedil;esinin HUMK&#39;nın&nbsp;<a href=\"http://ezproxy.sehir.edu.tr:5009/kho2/ibb/files/tc1086.htm#433\" title=\"İlgili maddeyi görmek için tıklayınız\">433</a>. maddesi gereğince davalı vekiline Tebligat Kanunu ve ilgili mevzuat dikkate alınarak tebliğ edilmeli ve yasal s&uuml;re beklenildikten sonra Hukuk Genel Kurulu Başkanlığına g&ouml;nderilmelidir.</em></p>\r\n\r\n<p><em>A&ccedil;ıklanan sebeplerle eksiklik giderildikten sonra Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Başkanlığına g&ouml;nderilmek &uuml;zere dosyanın mahkemesine geri &ccedil;evrilmesi gerekmiştir.</em></p>\r\n\r\n<p><em><strong>SONU&Ccedil; :&nbsp;</strong>Yukarıda a&ccedil;ıklanan sebeplerle dosyanın mahkemesine GERİ &Ccedil;EVRİLMESİNE, 24.01.2018 g&uuml;n&uuml;nde oybirliğiyle karar verildi.</em></p>\r\n","author":"Av. Nurgül Öztürk","createdAt":1524088205067,"isDeleted":false,"urlName":"temyiz-dilekcelerinin-taraflara-karsilikli-teblig-edilmemesi-hukuki-dinlenilme-hakkinin-ihlalidir","publishedAt":1524088211571,"id":"5ad7bd8d8c29a8f370a0ac49"},{"category":"5a8f0a5b40184f630dac55a6","createdBy":"5a8eff88bf1baa560a7fa00f","publishedBy":"5a8eff88bf1baa560a7fa00f","title":"Hukuk Yargılamasında İstinaf Kanun Yolu","listImage":{"n":"fft99_mf9774531.Jpeg","sn":"72911490-3bff-11e8-8b54-15cc037d9aaa.Jpeg","s":57898,"d":"","t":""},"detailImage":null,"detail":"<p>İstinaf kanun yolu, ilk derece mahkemesi ile temyiz incelemesi arasında, ikinci derece bir denetim mekanizması ve kanun yoludur. İstinaf kanun yolunun uygulanması durumunda, ilk derece mahkemesi kararından sonra, karar &ouml;nce istinaf denetimine t&acirc;bi tutulacak, istinaf denetiminden sonra temyiz yolu a&ccedil;ıksa temyize başvurulabilecektir.</p>\r\n\r\n<p>20 TEMMUZ 2016 tarihinde B&ouml;lge Adliye Mahkemeleri fiili olarak g&ouml;reve başlamıştır. İstinaf, genel anlamda madd&icirc; ve hukuk&icirc; denetim yapan bir kanun yoludur. İstinafla birlikte, &uuml;&ccedil;l&uuml; bir yargılama sistemi ortaya &ccedil;ıkmıştır. Bunlar;</p>\r\n\r\n<p>-İlk derece yargılaması (yerel mahkeme yargılaması- ilk derece mahkemesi)</p>\r\n\r\n<p>-İkinci derece-istinaf (madd&icirc; ve hukuk&icirc; denetim-B&ouml;lge Adliye Mahkemesi)</p>\r\n\r\n<p>-&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; derece- temyiz (hukuk&icirc; denetim-Yargıtay)&rsquo;dır.</p>\r\n\r\n<p>İstinafla ilgili temelde dar ve geniş istinaf olmak &uuml;zere iki sistem bulunmaktadır. İstinafın uygulandığı &uuml;lkelerde bu iki temel sistemden biri kabul edilmiştir. T&uuml;rk Hukuku&rsquo;nda kabul edilen sistem dar istinaf sistemidir. Buna g&ouml;re B&ouml;lge Adliye Mahkemeleri ilk derece mahkemelerinin <em>hatalı </em>ve <em>eksik </em>tespitlerini denetler. Ancak ilk derece mahkemesinin tam ve doğru olan tespitlerinin denetimini yapmaz. B&ouml;lge Adliye Mahkemelerinde yeni vakıa ve delil getirme olanağı bulunmamaktadır. BAM tarafın veya vekilinin eksik usul işlemlerini bertaraf edemezken ancak mahkemenin işlemlerini bertaraf edebilmektedir.</p>\r\n\r\n<p>20 Temmuzdan &ouml;nce temyiz edilen ve bozma kararı ile ilk derece mahkemesine d&ouml;nen akabinde direnilen kararlar B&ouml;lge Adliye Mahkemeleri&rsquo;ne değil Yargıtay&rsquo;a geri d&ouml;nmektedir. Aynı zamanda bu direnme/onama kararlarına karşı da kanun yoluna başvurulacaksa yine temyiz kanun yoluna başvurulabilir. Yine bu tarihten &ouml;nce verilen kararlarda kanun yolunun belirlenebilmesi i&ccedil;in başvuru tarihine bakılması gerekecektir. &Ouml;rneğin; 15 Temmuzda tebliğ edilen karar i&ccedil;in 20 temmuzdan &ouml;nce kanun yoluna başvuru yapılırsa; temyiz kanun yoluna, aksi halde istinaf kanun yoluna başvurulabilir.</p>\r\n\r\n<p>HMK 341. Maddede de belirtildiği &uuml;zere, İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabul&uuml; h&acirc;linde, itiraz &uuml;zerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir. Miktar veya değeri binbeşy&uuml;z T&uuml;rk Lirasını ge&ccedil;meyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda binbeşy&uuml;z T&uuml;rk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına g&ouml;re belirlenir. Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen b&ouml;l&uuml;m&uuml; binbeşy&uuml;z T&uuml;rk Lirasını ge&ccedil;meyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz. İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da b&ouml;lge adliye mahkemelerinin g&ouml;rev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, b&ouml;lge adliye mahkemelerine başvurulabilir.Mal varlığına ilişkin davalarda temyiz başvurusu parasal sınırı ise 25.000 TL&rsquo;dir. &Ccedil;ekişmesiz yargı işlerine karşı istinaf kanun yolu a&ccedil;ık olmakla birlikte değeri ne olursa olsun, temyize kanun yoluna başvurulması m&uuml;mk&uuml;n değildir.</p>\r\n\r\n<p><strong><em><u>İstinaf Sebepleri </u></em></strong></p>\r\n\r\n<p>Nelerin istinaf sebebi olacağı kanunda a&ccedil;ık&ccedil;a tek tek sayılmamıştır. Yukarıda belirtilen ilgili maddelerden ve istinafın niteliğinden hareketle bu sebepler genel olarak &ccedil;ıkartılabilir.</p>\r\n\r\n<p>Kural olarak, ilk derece mahkemesinin olayları, delilleri, hukuk&icirc; sebepleri değerlendirmesi konusundaki eksiklik ve yanlışlıkları istinaf sebebi olabilecektir.</p>\r\n\r\n<p>Yukarıda belirtilen &ccedil;er&ccedil;evede, us&ucirc;l hukukuna veya madd&icirc; hukuka ilişkin hatalar istinaf sebebi olarak ileri s&uuml;r&uuml;lebilir.</p>\r\n\r\n<p>HMK 345. Maddeye g&ouml;re İstinaf yoluna başvuru s&uuml;resi iki haftadır. Bu s&uuml;re, ilamın usulen taraflardan her birine tebliğiyle işlemeye başlar. İstinaf yoluna başvuru s&uuml;resine ilişkin &ouml;zel kanun h&uuml;k&uuml;mleri saklıdır.Başvuru s&uuml;resi kural olarak tebliğden itibaren iki haftadır. Buna sulh hukuk mahkemesi kararları dahildir. İş ve icra mahkemelerinde s&uuml;re her ne kadar tefhimle başlasa da; Yargıtayın son d&ouml;nemde verdiği gerek&ccedil;eli kararın tebliğiyle başlanacağına ilişkin kararlar mevcuttur. Bu durum istinafta &ouml;nemli bir hal almaktadır. Nitekim istinaf kanun yolunda <em>gerek&ccedil;eler </em>a&ccedil;ık&ccedil;a belirtilmek zorundadır.Yargı 3 dereceli bir hal almış olduğu i&ccedil;in avukatlık &uuml;cret s&ouml;zleşmelerine ayrı bir h&uuml;k&uuml;m koymak ve ayrıca &uuml;cret belirtmek şarttır &ccedil;&uuml;nk&uuml; istinaf olağan kanun yollarından olduğu i&ccedil;in vekilin sorumluluk sahasına dahildir.</p>\r\n\r\n<p><strong><em><u>İstinaf dilek&ccedil;esi</u></em></strong></p>\r\n\r\n<p>HMK 342. Maddeye g&ouml;re İstinaf yoluna başvurma, dilek&ccedil;eyle yapılır ve dilek&ccedil;eye, karşı tarafın sayısı kadar &ouml;rnek eklenir. İstinaf dilek&ccedil;esinde; başvuran ile karşı tarafın davadaki sıfatları, adı, soyadı, T&uuml;rkiye Cumhuriyeti kimlik numarası ve adresleri, varsa kanuni temsilci ve vekillerinin adı, soyadı ve adresleri, &nbsp;kararın hangi mahkemeden verilmiş olduğu ve tarihi ile sayısı, kararın başvurana tebliğ edildiği tarih, kararın &ouml;zeti, başvuru sebepleri ve gerek&ccedil;esi, talep sonucu, başvuranın veya varsa kanuni temsilci yahut vekilinin imzası bulunmalıdır. İstinaf dilek&ccedil;esi, başvuranın kimliği ve imzasıyla, başvurulan kararı yeteri kadar belli edecek kayıtları taşıması durumunda diğer hususlar bulunmasa bile reddolunmayıp, 355 inci madde &ccedil;er&ccedil;evesinde gerekli inceleme yapılır.</p>\r\n\r\n<p>Buradaki en &ouml;nemli husus istinaf sebeplerinin g&ouml;sterilmesi zorunluluğudur. Başvuru sebep ve gerek&ccedil;elerini dilek&ccedil;ede muhakkak belirtilmek zorundadır. Bunun istinası ise <em>kamu d&uuml;zeni&rsquo;ne</em> ilişkin kararlardır. &Ccedil;&uuml;nk&uuml; Kamu d&uuml;zenine ilişkin kararlar re&rsquo;sen incelenir.</p>\r\n\r\n<p><em><u>İki &ouml;rnek verelim;</u></em></p>\r\n\r\n<p>Senetle ispat zorunluluğu, tanıkla ispat yasağı olan bir davada tanık dinlenmiş olup buna g&ouml;re karar ihdas edildiği d&uuml;ş&uuml;n&uuml;ld&uuml;ğ&uuml;nde; istinafa başvurulurken istinaf sebebi olarak tanıkla ispat yasağına aykırı davranıldığı belirtilmek zorundadır. Aksi halde BAM bu hususu re&rsquo;sen inceleyemeyecektir.</p>\r\n\r\n<p>Veya tanıkla ispat yasağı olmadığı halde tarafın tanık dinletme talebini reddeden ya da tanık dinlemeyen mahkemenin kararları, istinaf dilek&ccedil;esinde bu hususa değinilmemiş olsa dahi incelenmelidir. Aksi halde, adil yargılanma hakkının ihlali s&ouml;z konusu olacaktır, bu durum da kamu d&uuml;zenindendir. Bu sebeple kamu d&uuml;zenine aykırı haller her aşamada BAM &ouml;n&uuml;ne g&ouml;t&uuml;r&uuml;lebilmektedir.</p>\r\n\r\n<p>İstinaf başvurusunun icraya etkisi temyiz başvurusunun etkisiyle aynıdır. Tehir-i icra kararını bu kez B&ouml;lge Adliye Mahkemelerinden istenir. İstinaf kararının temyiz edilmesi halinde ise yine aynı teminatla Yargıtay&rsquo;dan tehiri icra kararı aldırılabilir. Bununla birlikte istinaf aşamasında yapamayacağımız şeyler de vardır. İstinaf aşamasında karşı dava a&ccedil;ılamaz, ıslah yapılamaz. Islah yapılamayacağından fazlaya ilişkin hakların zarar g&ouml;rmemesi i&ccedil;in ek dava a&ccedil;mak zorunda kalınacaktır. Birleştirme ve davaya m&uuml;dahale talebinde bulunulamaz.</p>\r\n\r\n<p>İstinaf yargılamasında yeni vakıa ve delil getirilememektedir. Tarafların kendi ihmalinden kaynaklanan durumlar dolayısıyla sunulamayan vakıa ve deliller istinaf aşamasında tekrar sunulma imkanına sahip değildir. Ancak ilk derece mahkemesi bu yeni vakıa ve delil talebini hatalı olarak reddettiyse bu husus B&ouml;lge Adliye Mahkemeleri tarafından incelenebilmektedir.</p>\r\n\r\n<p>Kamu d&uuml;zeni ve dava şartlarına ilişkin deliller bu kapsamın dışındadır. Ayrıca istinaf aşamasında bilirkişi, keşif delillerine hakim re &rsquo;sen başvurabilmektedir.</p>\r\n\r\n<p><strong><em><u>İstinaf Dilek&ccedil;esinin Reddi Halleri </u></em></strong></p>\r\n\r\n<p>Başvuru s&uuml;resi ge&ccedil;mesi ve istinafa başvurulamayacak bir karar i&ccedil;in başvuru yapılması (karar kesinse) durularında istinaf talebi reddedilir. İstinaf dilek&ccedil;esinin reddi kararı, tarafın yatırdığı giderlerden karşılanarak kendisine tebliğ edilir. Bu ret kararına karşı da, kararın tebliğinden itibaren bir hafta i&ccedil;inde istinafa başvuru m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r.</p>\r\n\r\n<p>Dosya B&ouml;lge Adliye Mahkemesi&rsquo;ne geldikten sonra ağır usul&uuml; eksiklikler dışında ilk derece mahkemesine geri g&ouml;nderilmez.</p>\r\n\r\n<p>&Ouml;n inceleme sonunda dosyada eksiklik bulunmadığı anlaşılırsa; Davaya bakması yasak olan h&acirc;kimin karar vermiş olması, ileri s&uuml;r&uuml;len haklı ret talebine rağmen reddedilen h&acirc;kimin davaya bakmış olması, mahkemenin g&ouml;revli ve yetkili olmasına rağmen g&ouml;revsizlik veya yetkisizlik kararı vermiş olması veya mahkemenin g&ouml;revli ya da yetkili olmamasına rağmen davaya bakmış bulunması veyahut mahkemenin b&ouml;lge adliye mahkemesinin yargı &ccedil;evresi dışında kalması, Diğer dava şartlarına aykırılık bulunması, mahkemece usule aykırı olarak davanın veya karşı davanın a&ccedil;ılmamış sayılmasına, davaların birleştirilmesine veya ayrılmasına, merci tayinine karar verilmiş olması, mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak g&ouml;sterdikleri delillerin hi&ccedil;biri toplanmadan veya g&ouml;sterilen deliller hi&ccedil; değerlendirilmeden karar verilmiş olması durumlarında b&ouml;lge adliye mahkemesi, esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden g&ouml;r&uuml;lmesi i&ccedil;in dosyanın kararı veren mahkemeye veya kendi yargı &ccedil;evresinde uygun g&ouml;receği başka bir yer mahkemesine ya da g&ouml;revli ve yetkili mahkemeye g&ouml;nderilmesine duruşma yapmadan kesin olarak karar verir. Bu h&uuml;kme ilk derece mahkemesi direnemez.</p>\r\n\r\n<p>B&ouml;lge Adliye Mahkemeleri kararın kaldırılarak yeniden esas hakkında h&uuml;k&uuml;m verilmesi, istinaf incelemesinin esastan reddi şeklinde iki ayrı karar verebilmektedir. Maddi vakıanın yargılaması hatalı olmamakla birlikte, o vakıaya uygulanan maddi hukuk hatalı olarak uygulanmışsa ve yeniden yargılamayı gerektirecek bir husus da yoksa dosya &uuml;zerinden karar verilebilir. HMK 353. maddede belirtilen haller dışında incelemeler duruşmalı yapılır ve BAM buna talepten bağımsız olarak karar verir.</p>\r\n\r\n<p>HMK 358. Maddeye g&ouml;re duruşmalı olarak incelenen işlerde taraflara &ccedil;ıkartılan davetiyelerde, duruşmada hazır bulunmadıkları takdirde tahkikatın yokluklarında yapılarak karar verileceği hususu ile başvuran tarafa &ccedil;ıkartılacak davetiyede, ayrıca, yapılacak tahkikatla ilgili olarak b&ouml;lge adliye mahkemesince belirlenen gideri duruşma g&uuml;n&uuml;ne kadar avans olarak yatırması gerektiği a&ccedil;ık&ccedil;a belirtilir. Başvuran, kabul edilebilir bir mazerete dayanarak duruşmaya gelemediğini bildirdiği takdirde, yeni bir duruşma g&uuml;n&uuml; tayin edilerek taraflara bildirilir. Başvuran mazeretsiz olarak duruşmalara katılmadığı veya tahkikatla ilgili giderler s&uuml;resi i&ccedil;inde yatırılmadığı takdirde, dosyanın mevcut durumuna g&ouml;re karar verilir. Şu kadar ki, &ouml;ng&ouml;r&uuml;len tahkikat yapılmaksızın karar verilmesine olanak bulunmayan h&acirc;llerde başvuru reddedilir.</p>\r\n","author":"Av. Cenk Beken","createdAt":1523282755461,"isDeleted":false,"urlName":"hukuk-yargilamasinda-istinaf-kanun-yolu","publishedAt":1523282774510,"id":"5acb7343c48319f261fe217f"},{"category":"5a8f0a5b40184f630dac55a6","createdBy":"5a8eff88bf1baa560a7fa00f","publishedBy":"5a8eff88bf1baa560a7fa00f","title":"3. Kişinin Haciz İhbarnamesine Gerçeğe Aykırı Beyanı","listImage":{"n":"Borçlu-Borca-İtiraz-Ettiğinde-Ne-Olur.jpg","sn":"64c8aad0-220a-11e8-b362-ed36dedd2c6e.jpg","s":198016,"d":"","t":""},"detailImage":null,"detail":"<p style=\"text-align: justify;\">Bor&ccedil;lunun, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şahıslar nezdinde bulunan alacağını, alacaklıya &ouml;demesi h&uuml;km&uuml;n&uuml; amir İcra İflas Kanunu&#39;nun 89. maddesi, 4. fıkrası ile ger&ccedil;eğe aykırı bir beyan ile bu ihbarnameye itiraz eden &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şahsın aynı kanunun 338. maddesi atfıyla cezalandırılabileceğini &ouml;ng&ouml;rm&uuml;şt&uuml;r.<br />\r\nHaciz ihbarnamelerine ger&ccedil;eğe aykırı beyan ile itiraz eden &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şahısların bu itirazlarının kaldırılması i&ccedil;in uygulamada itirazın kaldırılması yoluna gittikleri g&ouml;r&uuml;lmektedir. Yargıtay, verdiği bir&ccedil;ok kararında bu tercihin hukuken yerinde olmadığını, İcra İflas Kanunu&#39;nda b&ouml;yle bir d&uuml;zenlemeye yer verilmediğini belirtmektedir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Nitekim Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, 2015/15676 E., 2015/27414 K. sayılı ve 10.11.2015 tarihli kararı ve yine aynı daire 2010/16005 E., 2010/28045 K. sayılı ve 30.11.2010 tarihli kararlarında bu hususu a&ccedil;ıklığa kavuşturmuştur:<br />\r\n&quot;&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şahıs, haciz ihbarnamesine yasal s&uuml;resi i&ccedil;inde itiraz ederse, alacaklı, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şahsın cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. İcra ve İflas Kanunu&#39;nda haciz ihbarnamesine itiraz edilmesi halinde &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişiler aleyhine itirazın iptali davası a&ccedil;ılacağına ya da itirazın kaldırılması isteminde bulunulabileceğine dair bir d&uuml;zenlemeye yer verilmemiştir. Bu durumda, alacaklının 3. kişinin 89/1 haciz ihbarnamesine yaptığı itirazın kaldırılmasını istemesine yasal imkan bulunmamaktadır. Mahkemece, istemin a&ccedil;ıklanan nedenle reddine karar verilmesi gerekir.&quot;</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">&quot;&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şahıs haciz ihbarnamesine itiraz ederse, alacaklı &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şahsın hakikate muhalif beyanda bulunmaktan cezalandırılmasını ve tazminata mahkum edilmesini talep edebilir. 3.kişiler aleyhine itirazın iptali davası a&ccedil;ılacağına dair h&uuml;k&uuml;m bulunmadığından mahkemece başvurunun reddine karar verilmelidir.&quot;</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">İcra İflas Kanunu&#39;nun 338. maddeye atıf yapan 89/4 h&uuml;km&uuml; şu şekildedir.<br />\r\n&quot;&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şahıs, haciz ihbarnamesine m&uuml;ddeti i&ccedil;inde itiraz ederse, alacaklı, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şahsın 338 nci maddenin 1 inci fıkrası h&uuml;km&uuml;ne g&ouml;re cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahk&ucirc;m edilmesini istiyebilir. İcra mahkemesi, tazminat hakkındaki davayı genel h&uuml;k&uuml;mlere g&ouml;re halleder.&quot;</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Yine atıf yapılan 338. maddenin 1. fıkrası ise &quot;Bu Kanuna g&ouml;re istenen beyanı, hakikate aykırı surette yapan kimse, alacaklının şikayeti &uuml;zerine, &uuml;&ccedil; aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.&quot; h&uuml;km&uuml;n&uuml; amirdir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Kendisine g&ouml;nderilen 89/1 haciz ihbarnamesine itiraz eden &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şahsın beyanının ger&ccedil;eğe aykırı olduğundan bahisle, İcra Ceza Mahkemesi&#39;ne verilecek bir şikayet dilek&ccedil;esi ile hem cezalandırılması hem de ger&ccedil;eğe aykırı beyan nedeniyle tazminata mahkum edilmesi talep edilebilir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">İSPAT Y&Uuml;K&Uuml;<br />\r\nAlacaklının, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şahsın ger&ccedil;eğe aykırı beyanına dayanarak başlattığı bu yargılamada ispat y&uuml;k&uuml; alacaklıdadır. Nitekim kanun h&uuml;km&uuml; &quot; &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şahsın verdiği cevabın aksini icra mahkemesinde ispat ederek&quot; demek suretiyle ispatla m&uuml;kellef olan tarafı belirtmiştir. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi de 2015/6366 E., 2015/5761 K. Sayılı ve 13.03.2015 tarihli kararında, ispat y&uuml;k&uuml;n&uuml;n kendisinde bulunduğu alacaklının, iddiasını ispat edememesi halinde davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirtmektedir:<br />\r\n&quot;Dava; &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişi konumunda bulunan davalının haciz ihbarnamesine ger&ccedil;eğe aykırı olduğu itiraz etmesine dayalı tazminat istemine ilişkindir. Somut olayda, yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucunda haciz ihbarnamesinin tebliği tarihi itibariyle bor&ccedil;lunun davalı &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişi nezdinde kesin nitelikte ve muaccel bir alacağı bulunmadığı anlaşılmıştır. Mahkemece, ispat k&uuml;lfeti kendisinde olan alacaklı, haciz ihbarnamesinin tebliği tarihi itibariyle bor&ccedil;lu şirketin &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişi kooperatiften kesinleşmiş ve muaccel bir alacağının bulunduğunu ispat edemediğinden davanın reddine karar verilmesi gerekir.&quot;</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">ŞİKAYET S&Uuml;RESİ<br />\r\n338. madde mucibince yapılacak şikayetin s&uuml;resi, 347. madde gereğince 3 ay ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 1 yıllık hak d&uuml;ş&uuml;r&uuml;c&uuml; s&uuml;re ile sınırlı kılınmıştır.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">ŞİKAYET MERCİİ<br />\r\nİİK&#39;nın 338. maddesi mucibince yapılacak şikayetleri incelemeye yetkili merci, İcra Mahkemeleridir. Bu t&uuml;r şikayetlere İcra Mahkemeleri, Ceza Mahkemesi sıfatıyla bakmaktadır. Bununla birlikte, cezalandırma isteminin yanı sıra genel h&uuml;k&uuml;mlere g&ouml;re tazminat talebinin s&ouml;z konusu olması, her ne kadar soru işareti yaşatıyorsa da Yargıtay 16. Hukuk Dairesi 2010/9150 E. 2011/365 K. sayılı ve 31.01.2011 tarihli kararında Haciz İhbarnamesine ger&ccedil;eğe aykırı beyanla itiraz eden &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişinin cezalandırma ve tazminat istemli yargılamasının İcra Ceza Mahkemesince yapılacağını &ouml;ng&ouml;rm&uuml;şt&uuml;r:<br />\r\n<br />\r\n&quot;Sanık, ger&ccedil;eğe aykırı beyanda bulunma su&ccedil;undan yargılanmış ve cezalandırılmıştır. Haciz ihbarnamesine verilen cevabın ger&ccedil;eğe aykırı olduğu iddiası nedeniyle 3. kişinin cezalandırılması isteği cezanın kişiselliği prensibi de dikkate alınmak suretiyle ayrı bir yargılama usul&uuml;ne tabi olup, tazminat istemi y&ouml;n&uuml;nden davanın genel h&uuml;k&uuml;mlere g&ouml;re &ccedil;&ouml;z&uuml;mlenmesi gerekmektedir. Ancak tazminat ve cezalandırılma istemiyle birlikte a&ccedil;ılan davalara ceza mahkemesi sıfatıyla bakılacağı g&ouml;zetilmelidir.&quot;</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><em>&quot;Hukuk Genel Kurulu&#39;nun 11.03.1972 g&uuml;n 1970/496 esas, 162 karar sayılı kararında da belirtildiği gibi, icra hakimi, davanın niteliğine g&ouml;re hem hukuk ve hem de ceza hakimi sıfatına haiz bulunmakta olup, mahkeme sıfatının tayininde &ouml;ncelikle cezalandırma isteğinin g&ouml;z&ouml;n&uuml;nde tutulması gerektiği g&ouml;zetilmeden, İcra Mahkemesine İİK&#39;nın <a href=\"mk:@MSITStore:C:\\Program%20Files%20(x86)\\KAZANCI\\ibb\\contents.chm::/%20mk:@MSITStore:contentsa.chm::/tc2004.htm#89\" title=\"İlgili maddeyi görmek için tıklayınız\">89</a>/4 ve <a href=\"mk:@MSITStore:C:\\Program%20Files%20(x86)\\KAZANCI\\ibb\\contents.chm::/%20mk:@MSITStore:contentsa.chm::/tc2004.htm#338\" title=\"İlgili maddeyi görmek için tıklayınız\">338</a>/1. maddeleri uyarınca hem tazminat, hem de cezalandırma istemiyle a&ccedil;ılan davada hukuk mahkemesi sıfatıyla yargılamaya devam edilip, HUMK&#39;nın <a href=\"mk:@MSITStore:C:\\Program%20Files%20(x86)\\KAZANCI\\ibb\\contents.chm::/%20mk:@MSITStore:contentsa.chm::/tc1086.htm#509\" title=\"İlgili maddeyi görmek için tıklayınız\">509</a>. ve <a href=\"mk:@MSITStore:C:\\Program%20Files%20(x86)\\KAZANCI\\ibb\\contents.chm::/%20mk:@MSITStore:contentsa.chm::/tc1086.htm#510\" title=\"İlgili maddeyi görmek için tıklayınız\">510</a>. maddeleri uyarınca davetiyeler tebliğ edilip, usul&uuml;ne uygun olarak İİK&#39;nın <a href=\"mk:@MSITStore:C:\\Program%20Files%20(x86)\\KAZANCI\\ibb\\contents.chm::/%20mk:@MSITStore:contentsa.chm::/tc2004.htm#89\" title=\"İlgili maddeyi görmek için tıklayınız\">89</a>. maddesi gereğince talep edilen tazminat hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmemesi isabetsiz olduğundan&quot;</em> (T.C.YARGITAY&nbsp; 16. HUKUK DAİRESİ E. 2009/3406 K. 2009/4958 T. 6.7.2009)</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">CEZA YARGILAMASI&nbsp;<br />\r\nİcra ve İflas Kanunu, ger&ccedil;eğe aykırı beyanla haciz ihbarnamesine itiraz eden &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişinin cezalandırılacağını h&uuml;kme bağlamıştır. Burada yer alan &quot;Cezalandırma Yargılaması&quot;nın Ceza Hukuku ilkelerine bağlı kalınarak yapılacağı kuşkusuzdur.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">İİK&#39;da yer alan ve bir &ccedil;er&ccedil;eve olarak &quot;Ger&ccedil;eğe Aykırı Beyan Verme&quot; hususunu kapsayan bu su&ccedil; ile korunan hukuki yarar &quot;kamu g&uuml;veni&quot;dir. Ceza Hukuku&#39;nun ilkelerine bağlı kalınarak yapılan bu yargılamada esas olan kusur sorumluluğu olup eylem neticesinde alacaklının zarara uğrayıp uğramadığının da su&ccedil;un s&uuml;butuna etkisi bulunmamaktadır.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Kişinin s&ouml;zleşmeden doğan borcu yerine getirmemesi nedeniyle &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;nden mahrum bırakılamayacağına y&ouml;nelik hukuki karine nedeniyle, İİK&#39;nın 338. maddesinde yer alan d&uuml;zenlemenin hukuka aykırı olduğuna ilişkin tartışmalar s&ouml;z konusu olmuştur. Bu bağlamda, konu Anayasa Mahkemesi&#39;nin &ouml;n&uuml;ne gitmiş, Anayasa Mahkemesi 2001/415 E., 2002/166 K. Sayılı ve 21.11.2002 tarihli kararı ile ger&ccedil;eğe aykırı beyan nedeniyle cezalandırılma &ouml;ng&ouml;ren İİK&#39;nın 338. maddesinin Anayasaya aykırı olmadığına karar vermiştir. Anayasa Mahkemesi&#39;nin iptal talebini red gerek&ccedil;esi, Kanun Koyucunun hangi fiilleri su&ccedil; olarak tanımlayacağına ilişkin takdir hakkını Anayasaya uygun şekilde kullandığı ve bu anlamda cezalandırılan fiilin s&ouml;zleşmeden doğan borcun yerine getirilmemesi değil kanunda belirtilen şartların yerine getirilmemesi olmuştur.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Belirtmek gerekir ki, Yargıtay Ceza Genel Kurulu&#39;nun AYM kararından &ouml;nce verdiği, 2001/17-407 E., 2002/133 K. Sayılı ve 29.1.2002 tarihli kararda, &ccedil;ok daha tatminkar gerek&ccedil;eler ileri s&uuml;r&uuml;lm&uuml;şt&uuml;r. S&ouml;z konusu karar, İİK&#39;nın 338. maddesinde belirtilen cezalandırma yargılamasının &ccedil;er&ccedil;evesini belirlemekte ve kişiyi ger&ccedil;eğe aykırı beyan nedeniyle cezalandırma ihtiyacının nereden doğduğunu a&ccedil;ıklamaktadır.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">&quot;Bu su&ccedil; ile, Devletin cebri icra fonksiyonunun yerine getirdiği sırada yanıltılmasının &ouml;n&uuml;ne ge&ccedil;ilmek, b&ouml;ylelikle, bir yandan kendiliğinden elde edemediği haklarına Devletin cebri icra y&ouml;ntemi aracılığıyla kavuşmayı uman fertlerin bu hususta kamuya duydukları g&uuml;ven korunmak diğer yandan da fertlerin yasal y&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;klerini yerine getirdiği sırada kendilerine kamu tarafından duyulan g&uuml;venin k&ouml;t&uuml;ye kullanılmasının &ouml;nlenmesi istenmiştir.&quot;<br />\r\n<em>&quot;Ger&ccedil;eğe aykırı bildirimde bulunma, bor&ccedil;lunun &quot;başkasına ait mal, alacak ve hakları kendisine aitmiş gibi g&ouml;stermesi&quot; veya &quot;kendisine ait mal, alacak ve hakları&quot; gizlemesidir. Maddenin kaleme alınış bi&ccedil;iminden de anlaşılacağı gibi, su&ccedil;a konu beyanın yasa uyarınca yapılması gerekli olup yasal bir zorunluluk olmadan yapılan bildirimin &quot;ger&ccedil;eğe aykırı olması&quot; halinde İİY.nın 338/1. maddesinde yazılı su&ccedil; oluşmayacaktır. Bu su&ccedil;un oluşabilmesi i&ccedil;in, mal bildiriminin İİY&#39;nın <a href=\"mk:@MSITStore:C:\\Program%20Files%20(x86)\\KAZANCI\\ibb\\contents.chm::/%20mk:@MSITStore:contentsa.chm::/tc2004.htm#74\" title=\"İlgili maddeyi görmek için tıklayınız\">74</a>. maddesinde g&ouml;sterilen koşulları taşıması, bildirimin bizzat bor&ccedil;lu tarafından ve ger&ccedil;eğe aykırı olduğu bilinerek yapılması gerekir. Alacaklının ger&ccedil;eğe aykırı bildirim nedeniyle zarara uğrayıp uğramaması da su&ccedil;un oluşumunda etkili değildir. &quot;</em><br />\r\n<em>&quot;İİY&#39;nın <a href=\"mk:@MSITStore:C:\\Program%20Files%20(x86)\\KAZANCI\\ibb\\contents.chm::/%20mk:@MSITStore:contentsa.chm::/tc2004.htm#338\" title=\"İlgili maddeyi görmek için tıklayınız\">338</a>/1. maddesinde d&uuml;zenlenen ger&ccedil;eğe aykırı mal beyanında bulunma su&ccedil;u bu belirlemeler ışığında değerlendirildiğinde; bu su&ccedil;un, yasadan kaynaklanan bir y&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n yasadaki koşullara uygun ancak ger&ccedil;eğe aykırı bi&ccedil;imde yerine getirilmesi suretiyle işlenen ve kusur sorumluluğuna dayanan bir su&ccedil; olduğu, bu su&ccedil;la korunmak istenen hukuki yararın &quot;kamu g&uuml;veni&quot; olduğu ve eylem neticesinde alacaklının zarara uğrayıp uğramamasının da su&ccedil;un oluşumunda etkisinin bulunmadığı dikkate alındığında bu su&ccedil;un &quot;yalnızca s&ouml;zleşmeden kaynaklanan bir y&uuml;k&uuml;ml&uuml;l&uuml;ğ&uuml;n yerine getirilmemesi ) olarak nitelendirilmesi olanaksızdır. Dolayısıyla, İİY.sının 338/1. maddesinde d&uuml;zenlenen ger&ccedil;eğe aykırı mal bildiriminde bulunma su&ccedil;u, Anayasa&#39;nın 38. maddesine 4709 sayılı Yasa ile eklenen 9 fıkrada &ouml;ng&ouml;r&uuml;len ve kamu makamlarının kişi &ouml;zg&uuml;rl&uuml;ğ&uuml;n&uuml; kaldırma yetkisini sınırlayan yasak kapsamında değerlendirilemez.&quot;</em><br />\r\nGer&ccedil;eğe aykırı beyan nedeniyle cezalandırılması istemi, herhangi bir sebeple konusu kalmış ise, (şikayetten vazge&ccedil;ilmesi, sanığın &ouml;l&uuml;m&uuml; vs.) tazminat isteminin cezalandırma isteminde bağımsız bir şekilde ele alınarak karar verilmesi gerektiği, Yargıtay&#39;ın yerleşik g&ouml;r&uuml;ş&uuml;d&uuml;r. Yargıtay 12. Hukuk Dairesi, cezalandırma isteminin konusuz kaldığı hallerde, İcra Mahkemesi&#39;nin tazminat istemini yine ceza mahkemesi sıfatıyla incelemesi ve her iki hususu aynı sıfatla karara bağlaması gerektiğini h&uuml;k&uuml;m altına almıştır.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">&quot;İ.İ.K.nun <a href=\"mk:@MSITStore:C:\\Program%20Files%20(x86)\\KAZANCI\\ibb\\contents.chm::/%20mk:@MSITStore:contentsa.chm::/tc2004.htm#89\" title=\"İlgili maddeyi görmek için tıklayınız\">89</a>/4. maddesine g&ouml;re &quot;&Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şahıs, haciz ihbarnamesine m&uuml;ddeti i&ccedil;inde itiraz ederse, alacaklı, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şahsın verdiği cevabın aksini tetkik merciinde ispat ederek &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; şahsın 338/1. maddesi h&uuml;km&uuml;ne g&ouml;re cezalandırılmasını ve ayrıca tazminata mahkum edilmesini isteyebilir. Tetkik mercii, tazminat hakkındaki davayı genel h&uuml;k&uuml;mlere g&ouml;re halleder.&quot; h&uuml;km&uuml; karşısında haciz ihbarnamesine verilen cevabın ger&ccedil;eğe aykırı olduğu iddiası sebebiyle &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişinin cezalandırılması istemi cezanın kişiselliği prensibi de dikkate alınmak suretiyle ayrı bir yargılama usul&uuml;ne tabi olup, tazminat istemi y&ouml;n&uuml;nden davanın genel h&uuml;k&uuml;mlere g&ouml;re &ccedil;&ouml;z&uuml;mlenmesi gerekmektedir. Ceza verilememesi hali tazminata h&uuml;kmedilmesinden bağımsız bir konudur ve tazminat y&ouml;n&uuml;nden bağlayıcılığı bulunmadığı g&ouml;zetilmeksizin, tazminat talebinin icra hukuk mahkemesi esas defterine kaydedilmesine karar verilmesi isabetsiz olduğundan, temyiz itirazları bu itibarla yerinde g&ouml;r&uuml;lmekle, h&uuml;k&uuml;m&uuml;n bu y&ouml;n&uuml;yle isteme aykırı olarak BOZULMASINA&quot; (T.C. YARGITAY 16. HUKUK DAİRESİ E. 2010/3032 K. 2010/5246 T. 20.9.2010)</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">TAZMİNAT YARGILAMASI<br />\r\nAlacaklı, haciz ihbarnamesine itiraz eden &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişi aleyhine ceza davası a&ccedil;acağı gibi bu dava ile birlikte tazminata mahkum edilmesini veya cezalandırma isteminden bağımsız bir şekilde yalnızca tazminata mahkum edilmesini de talep hakkını haizdir.<a href=\"#_ftn1\" name=\"_ftnref1\" title=\"\">[1]</a><br />\r\nİcra Mahkemesi tarafından yapılacak olan tazminat yargılaması, genel h&uuml;k&uuml;mlere g&ouml;re ve cezalandırma yargılamasından bağımsız olarak ancak yine ceza mahkemesi sıfatıyla yapılacaktır. Tazminat yargılamasının genel h&uuml;k&uuml;mlere g&ouml;re yapılması beraberinde ispat k&uuml;lfetinin iddiada bulunanda, alacaklıda olması hususunu da getirmektedir. Nitekim yukarıda da belirttiğimiz &uuml;zere, kanun h&uuml;km&uuml;, itirazın ger&ccedil;eğe aykırılığını ispat edebilen alacaklıya talepte bulunma imkanı tanımıştır.<br />\r\nAlacaklı, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişinin itirazının ger&ccedil;eğe aykırı olduğunu her t&uuml;rl&uuml; delille ispat edebilir:<br />\r\n&quot;&hellip;&uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişinin ger&ccedil;eğe aykırı beyanda bulunduğunu davacı takip alacaklısı ispat etmelidir. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişinin beyanının (itirazının) aksi, İİK.&rsquo;nun 68. Maddesinde sayılan belgelere bağlı olmaksızın her t&uuml;rl&uuml; delille ispat edilebilir&hellip;&rdquo;<br />\r\nAlacaklının tazminat talebi de aynı şekilde 89/4 ve atıfla 338. madde h&uuml;k&uuml;mlerine bağlı kılındığından, İcra Mahkemesi&#39;nde tazminat talebi de 3 aylık ve 1 yıllık hak d&uuml;ş&uuml;r&uuml;c&uuml; s&uuml;relere bağlı kılınmıştır. Ancak, tazminat sorumluluğu haksız fiil sorumluluğundan kaynaklandığı i&ccedil;in, alacaklının genel mahkemede bu esasla tazminat isteyebileceği ve genel mahkemelerde yapacağı bu istem i&ccedil;in TBK&#39;nın ilgili zamanaşımı s&uuml;relerine tabi olduğu &ouml;ğretide ve uygulamada kabul g&ouml;rmektedir.<a href=\"#_ftn2\" name=\"_ftnref2\" title=\"\">[2]</a><br />\r\nAlacaklının, davalı &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişiden isteyebileceği tazminat miktarı, 1. haciz ihbarnamesinde istenen miktarla sınırlı olup, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişinin takip bor&ccedil;lusuna borcunun daha az olması halinde ise tazminat miktarı en fazla bu kadar olabilecektir:<br />\r\n&quot;İİK&#39;nun <a href=\"mk:@MSITStore:C:\\Program%20Files%20(x86)\\KAZANCI\\ibb\\contents.chm::/%20mk:@MSITStore:contentsa.chm::/tc2004.htm#89\" title=\"İlgili maddeyi görmek için tıklayınız\">89</a>/4. maddesinde &ouml;ng&ouml;r&uuml;len tazminat, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişinin ger&ccedil;eğe aykırı beyanından kaynaklanan, haksız fiile dayalı bir taleptir. Tazminat miktarı 1. haciz ihbarnamesinde istenen miktarı aşamaz. &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişinin takip bor&ccedil;lusuna daha az bor&ccedil;lu olduğu tespit edilmişse tazminat bu miktar kadardır.&quot; (T.C.YARGITAY 12. HUKUK DAİRESİE. 2006/19147 K. 2006/22468 T. 28.11.2006)</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">İcra Ceza Mahkemesince tazminat yargılaması, genel h&uuml;k&uuml;mlere g&ouml;re yapılacaktır. Bu anlamda, davalı &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişinin takip bor&ccedil;lusuna borcu olması halleri, HMK&#39;nın ilgili h&uuml;k&uuml;mlerince incelenecek, gerektiği noktalarda bilirkişi, defter incelemesi gibi delillere başvurularak, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişinin itirazının ger&ccedil;eğe aykırı olup olmadığı belirlenecektir.<br />\r\nİcra Ceza Mahkemesince yapılacak yargılama neticesinde verilecek olan kararın cezaya ilişkin kısmına dair, Ceza Muhakemesi Kanunu&#39;nun Kanun Yoluna ilişkin h&uuml;k&uuml;mler, tazminata ilişkin kısmına dair ise HMK&#39;nın Kanun Yoluna ilişkin h&uuml;k&uuml;mleri uygulanacaktır. Tazminat yargılaması genel h&uuml;k&uuml;mlere g&ouml;re yapılacağından, verilmiş olan h&uuml;k&uuml;m maddi anlamda kesin h&uuml;k&uuml;m teşkil edecektir.<a href=\"#_ftn3\" name=\"_ftnref3\" title=\"\">[3]</a></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">SONU&Ccedil;<br />\r\nAlacaklı, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişinin haciz ihbarnamesine ger&ccedil;eğe aykırı itirazı halinde, itirazın aksini ispatlamak koşuluyla, &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; kişinin cezalandırılmasını ve tazminata mahkum edilmesini talep edebilir. İcra Mahkemesi bu yargılamayı, cezalandırma istemini g&ouml;z &ouml;n&uuml;nde bulundurarak, ceza mahkemesi sıfatıyla yapar. Cezalandırma istemine ilişkin, Ceza Hukukunun genel prensiplerine bağlı kalınarak inceleme yapan İcra Mahkemesi, tazminat yargılamasını ise genel h&uuml;k&uuml;mlere g&ouml;re y&uuml;r&uuml;t&uuml;r. İcra Mahkemesinin vereceği kararın cezaya ilişkin kısmı CMK&#39;nın kanun yoluna ilişkin h&uuml;k&uuml;mlerine tabi iken, tazminata ilişkin kısmı HMK&#39;nın kanun yollarına ilişkin h&uuml;k&uuml;mlerine tabidir.<br />\r\n&nbsp;</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Avukat&nbsp;Nurg&uuml;l &Ouml;ZT&Uuml;RK, <em>2018</em></p>\r\n\r\n<div>\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><a href=\"#_ftnref1\" name=\"_ftn1\" title=\"\">[1]</a> Prof. Dr. Ramazan ARSLAN; Bor&ccedil;lunun &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; Kişide Bulunan Alacağının Haczi, Haczin &Uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; Kişiye Bildirilmesi Ve Sonu&ccedil;ları (http://dergiler.ankara.edu.tr/dergiler/38/2150/22315.pdf)</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><a href=\"#_ftnref2\" name=\"_ftn2\" title=\"\">[2]</a> Prof. Dr. Ramazan ARSLAN; a.g.e.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\"><a href=\"#_ftnref3\" name=\"_ftn3\" title=\"\">[3]</a> Prof. Dr. Ramazan ARSLAN; a.g.e.</p>\r\n</div>\r\n","createdAt":1519323823302,"isDeleted":false,"urlName":"3-kisinin-haciz-ihbarnamesine-gercege-aykiri-beyani","publishedAt":1521814155706,"author":"Av. Nurgül Öztürk","id":"5a8f0aaf40184f630dac55a9"},{"category":"5a8f0a5b40184f630dac55a6","createdBy":"5a8eff88bf1baa560a7fa00f","publishedBy":"5a8eff88bf1baa560a7fa00f","title":"Kişisel Verilerin Kullanılması Suretiyle Sahte Sosyal Medya Hesapları Açılması-1","listImage":{"n":"markalar-sosyal-medya-700x394.jpg","sn":"496d5700-278b-11e8-be61-b376cadadee7.jpg","s":40727,"d":"","t":""},"detailImage":null,"detail":"<p style=\"text-align: justify;\">Kişisel Veri Kavramı</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Kişisel verilerin korunması amacıyla 5237 Sayılı TCK&rsquo;nın 135 ve 136. Maddelerinde d&uuml;zenlenen kişisel verilerin kaydedilmesi, hukuka aykırı olarak verilmesi veya ele ge&ccedil;irilmesi su&ccedil;ları, kanunun &ldquo;&ouml;zel h&uuml;k&uuml;mler&rdquo; başlıklı ikinci kitabının &ldquo;kişilere karşı su&ccedil;lar&rdquo; başlıklı ikinci kısmının &ldquo;&ouml;zel hayata ve hayatın gizli alanına karşı su&ccedil;lar&rdquo; başlıklı dokuzuncu b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde d&uuml;zenlenmektedir. Yasanın sistematiğinden de a&ccedil;ık&ccedil;a anlaşıldığı &uuml;zere bu su&ccedil; tipleriyle genel olarak kişilerin &ouml;zel hayatı ve hayatın gizli alanı, &ouml;zel olaraksa &ldquo;kişisel veriler&rdquo; korunmaktadır.<br />\r\nBu bağlamda kişisel veri kavramından ne anlaşılması gerektiği &uuml;zerinde durulmalıdır. Kişisel veri kısaca insana ait, bireyi tanımlayacak her t&uuml;rl&uuml; bilgi olarak tanımlanmaktadır. Bu alandaki temel metinlerden biri olan &ldquo;Avrupa Topluluğu Veri Koruma Y&ouml;nergesi&rdquo;nin 2. Maddesine g&ouml;re kişisel veri, &ldquo;doğrudan doğruya ya da dolaylı olarak bir ger&ccedil;ek kişi ile ilintili olabilecek ve onu belirlenebilir kılacak her t&uuml;rl&uuml; bilgi&rdquo; olarak tanımlanmıştır.<br />\r\n6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu&rsquo;nun &lsquo;Tanımlar&rsquo; başlıklı 3. Maddesinde ise kişisel veri kavramının &ldquo;Kimliği belirli veya belirlenebilir ger&ccedil;ek kişiye ilişkin her t&uuml;rl&uuml; bilgiyi&rdquo; ifade ettiği belirtilmiştir.<a href=\"#_ftn1\" name=\"_ftnref1\" title=\"\">[1]</a></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Bu bağlamda 17.06.2014 tarihli 2012/12-510 Esas ve 2014/331 Karar sayılı Yargıtay Ceza Genel Kurulu kararında, kişisel verilerin iki başlık altında toplanmasının m&uuml;mk&uuml;n olabileceği, birinci grupta insanın varoluşundan kaynaklanan kişiliğine ait bilgilerin, ikinci grupta ise teknolojinin gelişmesiyle insanın modern toplumda yer alması nedeniyle kendisine verilen ya da &ccedil;eşitli hizmetlere ulaşmasında kullanılan bilgilerin yer aldığı ancak her iki grupta yer alan bilgilerin de kişisel veri olarak hukuk d&uuml;zenindeki değeri ve korunması bakımından bir fark bulunmadığı belirtilmiştir. Kararda aynı zamanda kişisel verilerin mutlaka gizli olmasının zorunlu olmadığı belirtilmiş, gizli olmayan ve herkes tarafından bilinen kişisel verilerin de hukuka aykırı eylemlerden korunması gerektiğinin zira kişisel verilerin korunmasına ilişkin su&ccedil;larda korunan hukuki değerin &ldquo;sır&rdquo; olmadığı, verinin ilgilisinin kişilik hakları olduğunun altı &ccedil;izilmiştir.<a href=\"#_ftn2\" name=\"_ftnref2\" title=\"\">[2]</a></p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Kişisel Veri ve Sosyal Medya</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Teknolojinin gelişmesiyle birlikte hayatımıza giren sosyal medya mecraları, hayatımızı kolaylaştırmışsa da yeni bir&ccedil;ok hak ihlallerinin doğmasına sebebiyet vermiştir. Facebook, Twitter gibi sosyal medya mecralarında kişisel verilere ilişkin su&ccedil;lar olduk&ccedil;a sık işlenir hale gelmiştir. Esasen hem bu sosyal medya mecralarının işlevi bakımından, hem de ceza hukukunun koruma g&ouml;revini &uuml;stlendiği hukuki değer bakımından bu durum gayet normal bir hal almaktadır. Zira bu mecralar, kişinin sosyalleşmesi bağlamında kişiselliğini tanımlamak zorunda da bırakıldığı bir mecra olmaktan başka kişisel verilerin olduk&ccedil;a sık kullanıldığı, bu bağlamda da kişisel veriler bakımından hak ihlallerinin yoğunlaştığı mecralar da olmaktadır.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Netice itibariyle sosyal medya mecralarında kişisel verilerin kullanılması, kaydedilmesi, yayılması gibi fiiller değişik şekillerde tezah&uuml;r edebilmektedir. Bu bağlamda s&ouml;z konusu &ccedil;alışmanın odak noktası &ldquo;Facebook ve Twitter gibi sosyal medya mecralarında kişilerin bilgileri kullanılmak suretiyle sahte hesap a&ccedil;ılmasının hangi su&ccedil;lara v&uuml;cut verebileceği&rdquo; olup, s&ouml;z konusu eylem hangi hususlarda hangi se&ccedil;imlik harekete sebebiyet verir yahut hangi tipik su&ccedil;lar bağlamında değerlendirileceği incelenecektir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Facebook ve Twitter gibi sosyal medya mecralarında kişilerin bilgileri kullanılmak suretiyle sahte hesap a&ccedil;ılmasının genel anlamda &ouml;ncelikle TCK.nın 135 ve 136. Maddelerinde d&uuml;zenlenen kişisel verilerin kaydedilmesi, somut olay bağlamında değişmekle birlikte yine kişisel verilerin ele ge&ccedil;irilmesi, yayılması gibi su&ccedil;lara v&uuml;cut vermesi sebepleriyle genel bağlamda bu iki su&ccedil; tipinin &uuml;zerinde durulacaktır.</p>\r\n\r\n<div>\r\n<hr />\r\n<div id=\"ftn1\" style=\"text-align: justify;\"><a href=\"#_ftnref1\" name=\"_ftn1\" title=\"\">[1]</a> http://www.mevzuat.gov.tr/MevzuatMetin/1.5.6698.pdf</div>\r\n\r\n<div id=\"ftn2\" style=\"text-align: justify;\"><a href=\"#_ftnref2\" name=\"_ftn2\" title=\"\">[2]</a>&ldquo;<em>Kişilerin, sadece insan olması ve toplumdaki yeri, bazı değerleri kişisel veri haline getirmektedir, &ouml;rneğin; kişinin adı, adresi, kimlik bilgileri, medeni durumu vb... Bunun yanında teknolojik gelişmeler nedeniyle gittik&ccedil;e karmaşıklaşan toplum hayatındaki bir takım bilgiler de kişisel veri haline gelmiştir, &ouml;rneğin; vatandaşlık numarası, banka hesap numarası, telefon numarası, elektronik posta adresi ve şifresi vb... Dolayısıyla farklı gruplandırmalar bulunmakla birlikte kişisel verilerin iki başlık altında toplanması m&uuml;mk&uuml;nd&uuml;r. Birinci grupta; insanın varoluşundan kaynaklanan kişiliğine ait bilgiler, ikinci grupta ise; teknolojinin gelişmesiyle insanın modern toplumda yer alması nedeniyle kendisine verilen ya da &ccedil;eşitli hizmetlere ulaşmasında kullanılan bilgiler yer almaktadır. Ancak her iki grupta yer alan bilgilerin de kişisel veri olarak hukuk d&uuml;zenindeki değeri ve korunmaları a&ccedil;ısından bir fark bulunmamaktadır.</em> ( Murat Volkan D&uuml;lger, Bilişim Su&ccedil;ları ve İnternet İletişim Hukuku, Se&ccedil;kin Yayınevi, Ankara, 2014, 4. bası, s.577 )&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;&nbsp;<br />\r\n<em>TCK&#39;nun 136. maddesinde tıpkı 135. maddesinde olduğu gibi korunan hukuki değer genel olarak kişilerin &ouml;zel hayatı ve hayatın gizli alanı, &ouml;zelde ise kişisel verilerdir. Bu d&uuml;zenlemeler ile t&uuml;m kişisel veriler koruma altına alındığından kişisel verilerin mutlaka gizli olması zorunlu değildir. Gizli olmayan ve herkes tarafından bilinen kişisel veriler de hukuka aykırı eylemlere karşı korunmalıdır. Zira kişisel verilerin korunmasına ilişkin su&ccedil;larda korunan hukuki değer &quot;sır&quot; olmayıp, verinin ilgilisi olan kişinin kişilik haklarıdır</em>. ( Murat Volkan D&uuml;lger, Bilişim Su&ccedil;ları ve İnternet İletişim Hukuku, Se&ccedil;kin Yayınevi, Ankara, 2014, 4. bası, s.579, 588-593 )&rdquo; (YCGK, T. 17.06.2014 E. 2012/12-510 K. 2014/331)</div>\r\n\r\n<div style=\"text-align: justify;\">&nbsp;Av. Nurg&uuml;l &Ouml;ZT&Uuml;RK, <em>2017</em></div>\r\n</div>\r\n","author":"Av. Nurgül Öztürk","createdAt":1521033982387,"isDeleted":false,"urlName":"kisisel-verilerin-kullanilmasi-suretiyle-sahte-sosyal-medya-hesaplari-acilmasi-1","publishedAt":1521033987806,"id":"5aa922fe985c9b661c29d375"},{"category":"5a8f0a5b40184f630dac55a6","createdBy":"5a8eff88bf1baa560a7fa00f","publishedBy":"5a8eff88bf1baa560a7fa00f","title":"\" Suçlar Ve Cezalar Hakkında \" Üzerine Bir İnceleme","listImage":{"n":"S V C H.jpg","sn":"239e6070-2383-11e8-b362-ed36dedd2c6e.jpg","s":781001,"d":"","t":""},"detailImage":null,"detail":"<p style=\"text-align: justify;\">Su&ccedil;lar ve Cezalar Hakkında, Beccaria&rsquo;nın 1764 yılında, genelde insan hakları ve hukukun daha &ouml;zelde ise ceza hukukunun ilkelerine dair yazdığı bir kitaptır. Yazıldığı d&ouml;nemin sosyal ve siyasal atmosferi g&ouml;z &ouml;n&uuml;ne alındığında, insan hakları temelli bir s&ouml;ylemle kaleme alınmış olması kitabı &ccedil;ağının &ouml;tesinde bir konuma yerleştirmektedir. Kitap genel olarak 46 b&ouml;l&uuml;m şeklinde, her b&ouml;l&uuml;mde ceza hukukunun ayrı ayrı ilkelerine yer verilmek suretiyle kaleme alınmış olup, t&uuml;m b&ouml;l&uuml;mleri ayrı ayrı yazamasak da kitabın felsefesini oluşturan b&ouml;l&uuml;mler genel olarak şu şekildedir:</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">1.Cezaların K&ouml;keni, 2.Ceza Verme Yetkisi, 3.Su&ccedil;lar ve Cezalar Arasında Oran, 4.Cezaların &Ouml;l&ccedil;&uuml;s&uuml;nde Yanılgılar, 5.Cezaların Amacı, 6.Yasaların Yorumu, 7. Yasaların Anlamlarının A&ccedil;ık Olmaması 8.İşkence Hakkında 9.Tutuklama &Uuml;zerine 10. &Ouml;l&uuml;m Cezası &Uuml;zerine, 11.Cezaların Ilımlı Olmaları, 12.Başa Konulan &Ouml;d&uuml;l Hakkında vs&hellip;</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Kitabın &ccedil;ağının &ouml;tesinde s&ouml;ylemler i&ccedil;ermesi, ceza hukukunun temel ilkelerini bug&uuml;n modern ceza sistemlerinde tanımladığımız şekliyle anlatması, modern ceza sistemleri bakımından &ouml;nemlidir. Eser bu haliyle, insan hakları, daha &ouml;zelde ise savunma hakkı temelli bir anlatım i&ccedil;eriğine sahiptir. Bu bağlamda, eserin bu felsefe &uuml;zerine kurulmuş olduğuna dair birka&ccedil; somut &ouml;rneklem/alıntı yapmamız gerekirse;<br />\r\nEserin 2. B&ouml;l&uuml;m&uuml; olan &ldquo;Ceza Verme Yetkisi&rdquo; başlıklı b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde &ldquo;Bir insan &uuml;zerindeki bir başka insanın otoritesi, eğer kesin zorunluluktan kaynaklanmıyorsa, bu bir zorbalıktır.&rdquo; Denmektedir. Yazar burada, yargı&ccedil;ların ceza verme hakkının ancak bir zorunluluk halinde meşru sayılabileceğini belirtip, bu zorunluluğu ise toplumsal s&ouml;zleşmenin de zeminini oluşturan, toplumun bireylerinin, toplumun esenliği adına kendi haklarından feragat etme durumuna bağlıdır. Beccaria&rsquo;ya g&ouml;re, bu zorunluluk hem toplumsal s&ouml;zleşmenin zeminini oluşturur hem de yargı&ccedil;ların ceza verme yetkilerini meşru bir hale getirir. B&ouml;l&uuml;m&uuml;n devamında, &ldquo;Hukuk s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;n&uuml;n g&uuml;&ccedil; s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;ne karşıt olmadığı g&ouml;zlemlenmektedir. Ancak, birincisi, daha &ccedil;ok ikincisinin değişime uğramış bir bi&ccedil;imidir. Yani daha &ccedil;ok insandan oluşan topluluk yararına değişime uğramış bi&ccedil;imi. Adalet s&ouml;zc&uuml;ğ&uuml;yle sadece bireysel &ccedil;ıkarları birleştiren zorunlu bağpı ama&ccedil;lamaktayım. Bu bağı sağlama zorunluluğunu aşan b&uuml;t&uuml;n cezalar, doğaları gereği haksızdır, hukuka aykırıdır.&rdquo; Demek suretiyle de bu d&uuml;ş&uuml;ncelerini pekiştirir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Eserin &ldquo;Sonu&ccedil;lar&rdquo; başlıklı 3. B&ouml;l&uuml;m&uuml;nde &ldquo;Su&ccedil;lara ilişkin cezaları yalnızca yasalar belirler, Bu otoritenin kaynağı, toplumsal s&ouml;zleşmeyle birleşmiş b&uuml;t&uuml;n toplumu temsil eden yasa koyucunun kendisidir.&rdquo; S&ouml;ylemlerine yer verilmiştir. Bu s&ouml;ylemlerin modern ceza sistemlerinin kabul ettiği ceza hukukunda kanunilik ilkesiyle paralel bir yanı vardır. Bu bağlamda, bu ilke hen&uuml;z daha 18. Yy&rsquo;da Beccaria tarafından net bir şekilde ele alınmıştır, ki Sami Sel&ccedil;uk da &ldquo;Beccaria bu b&ouml;l&uuml;mde her şeyden &ouml;nce su&ccedil; hukukunun ve ceza yargılamasının insan hakları bildirilerine ve s&ouml;zleşmelerine ge&ccedil;en ilkelerini ortaya koymaktadır. Bunlar, &ldquo;yasasız su&ccedil; olmaz:nullum crimen sine lege&rdquo; ve &ldquo;yasasız ceza olmaz:nulla poena sine lege&rdquo; ilkeleridir.&rdquo; Diyerek &nbsp; Beccaria&rsquo;nın benimsediği ilkelere a&ccedil;ıklık getirmiştir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Aynı b&ouml;l&uuml;m&uuml;n devamında &ldquo;Toplumsal s&ouml;zleşmeyi(yasayı)&ccedil;iğneyen birini yargılamak artık h&uuml;k&uuml;mdarın işi olamaz. &Ouml;yleyse olayın ger&ccedil;ek olup olmadığını belirleyecek, bu konuda &ccedil;ıkan uyuşmazlığı &ccedil;&ouml;z&uuml;p yargılayacak &uuml;&ccedil;&uuml;nc&uuml; bir kişinin olması gerekir.&rdquo; Denerek, bug&uuml;n dahi &uuml;lkemizde zaman zaman tartışma konusu edilen yargı erkinin yasama ve y&uuml;r&uuml;tmeden ayrılması gerektiğinin altı &ccedil;izilmiştir. Yargının bağımsızlığının anlatıldığı bu b&ouml;l&uuml;mde yazar, yine &ccedil;ağının &ouml;tesinde bir bakış a&ccedil;ısıyla fikirlerini a&ccedil;ıklamıştır.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Her bir b&ouml;l&uuml;mde bu ilkelere ilişkin &ccedil;ok g&uuml;zel, etkileyici deme&ccedil;ler olmasına karşın benim de en etkilendiğim b&ouml;l&uuml;m &ldquo;&ouml;l&uuml;m cezası &uuml;zerine&rdquo; b&ouml;l&uuml;m&uuml;nde yer alan şu s&ouml;ylemlerdir: &ldquo;Genel iradenin yansıması olan ve insan &ouml;ld&uuml;rmekten tiksinen ve onu cezalandıran yasaların bu su&ccedil;lardan birini bizzat kendilerinin işle(t)meleri ve tasarlayarak adam &ouml;ld&uuml;rmek eyleminden yurttaşları uzaklaştırmak i&ccedil;in herkese a&ccedil;ık yerde tasarlayarak cinayet işlemesini buyurmaları bana sa&ccedil;ma bulunmaktadır.&rdquo; Bug&uuml;n dahi, idam cezasının gelip gelmemesi &uuml;zerine tartışan bir toplumun 300 yıl &ouml;nce yaşamış bir d&uuml;ş&uuml;n&uuml;r&uuml;n fikirlerine kulak vermesi gerekmektedir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Eser &uuml;zerine her bir b&ouml;l&uuml;me ilişkin yazılacak bir&ccedil;ok inceleme bulunmaktadır. &Ouml;zellikle işkencenin hukuka ve insan doğasına ve ceza hukuku ilkelerine aykırılığı konusunda yazılmış olanlar bir teori ve fikir anlatımından &ouml;te, şiirsel ve edebi bir anlatıma da sahip olması b&ouml;l&uuml;m&uuml;n eşsizliğini kanıtlamaktadır.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Eser genel anlamda; modern hukuk ilkelerini 300 yıl &ouml;nce anlatmış olması, bug&uuml;nk&uuml; sistemlere ilham vermesi a&ccedil;ısından &ouml;zellikle ceza hukuku bağlamında doldurulamayacak bir yere sahiptir.</p>\r\n\r\n<p style=\"text-align: justify;\">Avukat Nurg&uuml;l &Ouml;zt&uuml;rk,&nbsp;<em>2017</em></p>\r\n","createdAt":1520590678323,"isDeleted":false,"urlName":"-suclar-ve-cezalar-hakkinda-uzerine-bir-inceleme","publishedAt":1520590779428,"author":"Av. Nurgül Öztürk","id":"5aa25f5694ddb55e4caebfeb"}],"paging":{"pageNumber":1,"pageSize":10,"hasPrevious":false,"hasNext":false,"totalCount":null,"totalPageCount":0,"pageStartIndex":1,"pageEndIndex":null}}}